18 Mart 2010 Perşembe
::sevgili günlük::
Bugün esas kızın bilgisayar dersine girdim:)Onunla birlikte bir derste bulunmamız alışılmadık birşeysede daha ilginci derslerinin konusu blog yönetimiydi.Ondan habersiz,ona bir hediye babında yürüttüğüm bu küçük kişisel çabamın ortaya çıkmayacağını bildiğim halde,ilginç bir güdüyle olayın kontrolünü ele aldım:)Ve bütün işlemleri ben gerçekleştirdim.Hediyemin deşifre olmaya yahut zamansız söylenmeye en yaklaştığı andı diyebilirim...
12 Mart 2010 Cuma
::sevgili günlük::
Sebep olmadığımız sebeplere ağlarken ona omuz vermek,tartışmak,gülüp-eğlenmek,edebiyat-felsefe konuşmak,otobüs peşinden koşturmak.Ve tüm bunları bir sınırlandırılmış güne sığdırabilmek.Hoş bir şekilde neticelendirmek,yatağa huzurlu girmek...
Senin olmak,rus ruleti kıvamında tercihlerle bezenmiş sıradan aktivitelerin sonunda o mekanik sesi duymuşcasına sevinmek,her daim.
Senin olmak,rus ruleti kıvamında tercihlerle bezenmiş sıradan aktivitelerin sonunda o mekanik sesi duymuşcasına sevinmek,her daim.
10 Mart 2010 Çarşamba
::sevgili günlük::
Harika günler heybeme bir muhteşem gün daha kattım bugün.Sabah erkenden uyandım ve esas kızın gelmesi için beklemeye başladım.Kahvaltılık birşeyler yoktu evde,o gelince öncelikle alışverişe çıktık.Fişimizi olduğu gibi yazarsam labne peynir,sosis,biberli zeytin,ekmek = 11,95.Evde mükellef bir kahvaltı hazırladık kendimize.Ben çay demlerken o sosisleri kızarttı.Sofra kuruldu ve sanki evlilik sonrası mutluluk kahvaltılarımızda ilkini yaptık gibi büyülü bir duygu tarafından sarıldım.Bu duyguyu tarif edemeyeceğim ama kesinlikle yaşamalı her çifte kumru:)...
8 Mart 2010 Pazartesi
Zaman Yolcusunun Karısı

Eğer duygusal bir yapınız ve ilişkiniz varsa bu kitaptan uzak durun derim ben.Çok farklı bir aşk öyküsü olarak başlamasanı rağmen sonunda klişe denilebilecek bir dram gizli.Sert,romantik,etkileyici sıfat çok aramaya kalkarsanız da esas kızın yorum yapmamasındanda anlaşılacağı gibi çiftlerin kaldıramayabilecekleri bir dramı var.Puan verecek olsaydım eğer 8 verirdim herhalde.İçinde bizden(mutlu bir çift:) çok şey barındırıyor.Aaa adam bana benziyor kadın sana benziyor diye diye okuyorsunuz ama sonradan benzettiğinize pişman olacağınız yerler geliyor...
Etiketler:
kitap,
The Time Traveler's Wife,
Zaman Yolcusunun Karısı
5 Mart 2010 Cuma
::sevgili günlük::
Yeni bir gün daha.Esas kızla birlikte üniversite kantininde,arkalardaki bir masada oturmaktayız.Saat 13 civarı.Onun dersinin saatinin gelmesini bekliyoruz.Huzurlu bir sessizlik var aramızda.Aşklı bakışmalarla dolu uzunca bir sohbetleşmenin(gelecekteki evimiz hakkında konuştuk) ardından olanlardan bir tane.O kadar güzel görünüyor ki.O anda bir yazı yazıp bu anı ölümsüzleştirmek geçiyor içimden.Sanki beni duymuşcasına fizik notlarımı tutmak için ondan aldığım not kağıtlarından birini önüne çekiyor birden.Bakışlarım hala onun üzerinde,o güzel yazısıyla birşeyler yazıyor kağıda ve gülümseyerek önüme sürüyor.
*Seni seviyorum.
Şaşırıyorum ancak bozuntuya vermeden kalemi alıyorum elime.
-Ben de seni(tahmin ve mukayese edebileceğin herşeyin sınırlarının çok ötesinde)seviyorum...
*Hep bitanem ve kıymetlim olacaksın.Gözlerini böyle görmek sahip olduğum herşeyin ötesinde.
Yazı yazarken o kadar güzel ki bocalıyorum ve zihnimi toparlayabilemem için aklımdan saçının gözlüğünün önüne düşüşünü,kalemi kağıtta kayarken,sol elinin iki parmağıyla hafifce onları toparlayışını unutmaya çalışmam gerekiyor.
-Üzerinde hakim oladuğum tek konu bu.Seni sevmek.Aynı zamanda bunun hamiliğinin de altındayım.Sözlerim,düşüncelerim yahut herhangi bir insan icadıyla sana, sana olan hislerimi anlatabilmemin bir imkanı yok sanırım.Bu yüzdendir bu bakışlarım...
Okuyunca gözleri parlıyor.Aman tanrım her saniye daha da güzelleşmeyi nasıl beceriyor?
*Sana ömür boyu sahip olabilecek,kalbinin işleyişinde etkili olabilecek,yüzünde böyle hoş bir tebessüm bıraktırabilecek tek kişi olduğumu bilmek çok muhteşem.Geleceğe sahipliğimizin çakışması müthiş.Benimsin ve sana aidim...Diye yanıtlıyor.
-Aynı durakta bekleyen iki yabancı insanda olunabiliyor seninle.Bir tanışma hevesi,ilgili olduğun konuları keşfetme isteği ve birşeyler paylaşma çabası.Aynı zamanda üzerine yazılabilecek bir kalemle bana teslim edilmiş bir hikaye gibisin.Kendine özgü ancak ayak uydurmaya hevesli.Aşk kabımızda yoğruluyoruz.Bu eşsiz yolculukta, birbirimize mis kokular yayarak pişiyoruz.Tadımız kıvamında.Biz dünyadaki en güzel aşk pastasıyız.
Gözleri biraz daha doluyor her satırda.Ağlamak üzere.Sonra bana bakıyor ki bu bakışla ruhumu ona yok pahasına bilmem kaçıncı defa sunabilirim ve borçlu kalan yine ben olurum biliyorum.Susuyor ve gülümsüyorum göz pınarlarımdaki aşk yaşlarıyla.Sonra kağıda bir nokta koyuyor yazımın altına.Hemen kalemi alıp onu virgül yapıyorum.Sana aşığım diye ekliyorum ve üç nokta koyuyorum.4 5 6.Ne demek istediğimi anladığını göstermek istercesine biraz daha aşık ve etkilenmiş bakmayı başarabiliyor.
Ellerim titreyerek tarihi ve saati yazıyorum.Hayatımın en güzel saatlerinden biri.Günlerime bedel...
*Seni seviyorum.
Şaşırıyorum ancak bozuntuya vermeden kalemi alıyorum elime.
-Ben de seni(tahmin ve mukayese edebileceğin herşeyin sınırlarının çok ötesinde)seviyorum...
*Hep bitanem ve kıymetlim olacaksın.Gözlerini böyle görmek sahip olduğum herşeyin ötesinde.
Yazı yazarken o kadar güzel ki bocalıyorum ve zihnimi toparlayabilemem için aklımdan saçının gözlüğünün önüne düşüşünü,kalemi kağıtta kayarken,sol elinin iki parmağıyla hafifce onları toparlayışını unutmaya çalışmam gerekiyor.
-Üzerinde hakim oladuğum tek konu bu.Seni sevmek.Aynı zamanda bunun hamiliğinin de altındayım.Sözlerim,düşüncelerim yahut herhangi bir insan icadıyla sana, sana olan hislerimi anlatabilmemin bir imkanı yok sanırım.Bu yüzdendir bu bakışlarım...
Okuyunca gözleri parlıyor.Aman tanrım her saniye daha da güzelleşmeyi nasıl beceriyor?
*Sana ömür boyu sahip olabilecek,kalbinin işleyişinde etkili olabilecek,yüzünde böyle hoş bir tebessüm bıraktırabilecek tek kişi olduğumu bilmek çok muhteşem.Geleceğe sahipliğimizin çakışması müthiş.Benimsin ve sana aidim...Diye yanıtlıyor.
-Aynı durakta bekleyen iki yabancı insanda olunabiliyor seninle.Bir tanışma hevesi,ilgili olduğun konuları keşfetme isteği ve birşeyler paylaşma çabası.Aynı zamanda üzerine yazılabilecek bir kalemle bana teslim edilmiş bir hikaye gibisin.Kendine özgü ancak ayak uydurmaya hevesli.Aşk kabımızda yoğruluyoruz.Bu eşsiz yolculukta, birbirimize mis kokular yayarak pişiyoruz.Tadımız kıvamında.Biz dünyadaki en güzel aşk pastasıyız.
Gözleri biraz daha doluyor her satırda.Ağlamak üzere.Sonra bana bakıyor ki bu bakışla ruhumu ona yok pahasına bilmem kaçıncı defa sunabilirim ve borçlu kalan yine ben olurum biliyorum.Susuyor ve gülümsüyorum göz pınarlarımdaki aşk yaşlarıyla.Sonra kağıda bir nokta koyuyor yazımın altına.Hemen kalemi alıp onu virgül yapıyorum.Sana aşığım diye ekliyorum ve üç nokta koyuyorum.4 5 6.Ne demek istediğimi anladığını göstermek istercesine biraz daha aşık ve etkilenmiş bakmayı başarabiliyor.
Ellerim titreyerek tarihi ve saati yazıyorum.Hayatımın en güzel saatlerinden biri.Günlerime bedel...
4 Mart 2010 Perşembe
(500)Days of Summer

"Bazı filmlerde göründüğü gibi değildir.Üstüne basa basa bunu haykırır.Aşk filmi dersiniz.Klişe sonlar beklersiniz ancak tüm beklentilerinizi boşa çıkarır ve şaşkınlığınızdan küçük bir makas alarak hızla uzaklaşır yanınızdan:)Hadi böyle olduğunu bildiğim (500) days of summer filmini izleyipte görelim bunu.(İzlemeden önce beklentiye girmek hakkınız ancak film hakkında izlemeden çıkarımda bulunmak gafletinizdir der şairiniz)".Esas kıza filmle ilgili yazım.
yorumum:
Son yılların en sıradışı yapımlarından biri.Çok farklı bir teknikle yansıtıldığı için gerçekten ağzımızda kocaman bir gülümseme ve aaa larla izliyoruz.Hikaye sıradan olarak başlayıp sıradışılık çizgisini hızla aştıktan sonra son sahneleriyle koca bir yumruk indiriyor karnınıza.Tıpkı bir önceki film zombieland deki gibi ince yenilikler ile harikalık yaratılmış.Günleri bir baştan bir sondan gösterimesi filme ilginçlik katıyor.Kızın evine giderken beklenti/olanlar şeklinde sahneyi bölmesi ise dahice.Kızdan ayrıldıktan sonra sevdiği bütün özellikleri sevmiyomuş gibi anlatması türünden ince yaklaşımlar ile karakteri çok sempatikleştirilmiş:)Sonuç itibari ile çok doyrucu bir yapım olmuş...(aaa çinli aile esprisini unuttum,resmen koptum o sahnede.)
puanım:
8/10
yorumu:
Tekniğini çok beğendim.Çok hoş bir dokusu vardı.Aradaki o ağacın değişimleri falan çok hoştu.Sevmediğim tek şey ekranı ikiye bölmesiydi...Senaryo bizim aşkımıza uymuyor.Kadını anlamadım ben,dengesiz.Birde ismi ilkbahar olsaydı ve diğer kız summer olsaydı daha manalı olurdu sanki.Eğlenceliydi...
puanı:
7,7/10
1 Mart 2010 Pazartesi
::sevgili günlük::
Yeni ayımızın ilk günü ve biz artık aşkımızın zamanını aylarla sınıflandırma safhasını çoktan geçtik.5. yılımıza doğru hızla geçerken günler esas kızın ailesinin hala benden haberi yok.Ne bir mesajımı yakalıyorlar(100 küsur mesaj atıyoruz günde ve sadece 2 sene önce bir mesajımı görmüştü kayınbaba.Klasik yanlış numaraya attım yalanını yutmadı ve beni aradı bende ona bambaşka biri olduğumu başka şehirde yaşadığımı ve başka bir kızla çıktığımı kanıtladım:) ne de bizi bir yerlerde görüyorlar.Velhasın lafı uzatmadan konuya geleyim.Esas kız ve ben,bizim evden çıktık.Şimdi oturduğumuz semtten merkeze oradanda üniversiteye geçmemiz gerekiyor.Semtimizden merkeze yarım saatte bir kalkan halk otobüsümüz ve 2 adet dolmuş hattımız var.Otobüsü kaçırdık(Eğer galatasarayımın maçının özetine bakıpta çıksaydık binceğimiz dolmuşu ıskalayacak ve bundan sonraki olayı yaşamamış olacaktık:)Dolmuşa bindik ve tesadüflerin tesadüfü muhterem dedemizde yolu yarıladığımız noktada dolmuşa işaret verdi.Esas kızın "dedem" demesiyle benim musait bir yerde inebilir miyim kaptan demem bir oldu adeta.Bir gün daha hayırlara vesile olurken bende tilkiliğimi,kendimi överek kutlamaktayım:)Günün tek zararı esas kızla birşeyler atıştırma şansımın onu dedesinin yanında,dolmuşta,tanımadığım bir insan gibi bırakmamla sona ermiş olaması...
::sevgili günlük::
Kızlar, eğer sevgilinizin size olan sevgisinden şüphe ediyorsanız onu eski arkadaşlarınızında olacağı bir ortama götürün...demiş zamanında bilge bir aşık:)Bugün esas kızın ilkokul arkadaşlarıyla tanışma günümdü.Onlar kendi aralarında ayarlamışlar ancak bizimkinin "burakta gelirse" şartına boyun eğmişler.Fazla kız yoktu, 3 taneydiler(esas kızın kankasını hiç sevmezdim bugün bir kez daha sevemeyeceğimi anladım.tam bir aşifte)Aralarında esas kızın peşinden koşanlarında olduğu 5 erkek vardı.Birde ben.Eski sevgiliside ordaydı tabi.Fransız kaldığım ve bana işkence gibi gelen anılar anlatıldı.Seviyesi düşük(seçici değilimdir bilirsin günlük,ama gerçekten aşırı düşük) esprilere gülündü.Bende elimden geldiğince sıcak davranmaya çalıştım ve sanırım bunu başarmış olacağım ki günün sonunda sevgilim gayet memnundu.Bunu başarmak içinse gerçekten detaylı bir şekilde önceden planladım olayı.Elimden geldiğince sade ama şık giyinmiştim.Gayet kibar davrandım ve muhabbetlerine ayak uydurmaya çalıştım.Çok fırsat geçmesine rağmen elime hiç filmlere,kitaplara,sanata (tanıdık sulara:) kaydırmadım muhabbeti.Herkesin ismini hemencicik öğrenip öyle hitap etmeye çalıştım.İlginç bir gündü gerçekten.Günün sonunda eski sevgilisinin elimi o kadar sert bir şekilde sıkışına gayet net bir tavırla karşılık verdiğimi de esas kızın bilmesine gerek yok zaten:)(Mazide kalan tek sevgili o.İlkokulda çıktığı çocuk.Sonra lisede benimle tanışıyor ve hayatı değişiyor zaten.Bu uzun ilişkimizin verdiği güvenle ortamdaki rakiplerimi ezdiğimi hissettim.Ve sevgilimin bakışları...İnanılmazdı.)
28 şubat pazar...
28 şubat pazar...
26 Şubat 2010 Cuma
Zombieland

Esas kıza filmle ilgili not:"Zombi filmlerini sevmekte çok önemlidir.Nitekim sadık hocanız olarak ben çok severim bu alt türü:)Simon pegg oyunculuğunda çekilenler ile yavaş yavaş alıştığımız komedi-zombi karışımı adeta artık yok olmaya başlayan türü yeniden ateşlendirdi:)Ve bunun en güzel örneğide ortaya çıktı geçenlerde.Şimdiden kült filmler arasında sayabileceğimiz aynı zamanda popüler kültüründe onayını alan zombieland den başkası degil tabiki bahsettiğimiz.hadi izleyip yorumlaşalım..."
yorumum:
Film bir zombi filmi hayranı olarak beni tatmin etti.Ne kadar da kalabalık şehirleri seçmesede, terkedilmişlik havasını iyi hissettirmişler.Gerçek hayata ve kendi türüne ince göndermelerle filmi eğlenceli bir kıvama sokmuşlar.Kuralları izah etmesi,yan hikayeleriyle hüznü yakalaması ve tabiki de kız kardeşlerle ters köşe olduğumuz sahnesiyle tam bir zombi-komedi başyapıtı oldu benim gözümde...
puanım:
8/10
yorumu:
Çok başarılı bir filmdi bence.Terkedilmişlik havası çok iyi verilmişti.Mantıksızlıkları da vardı mesela adamın lunaparkta bütün zombileri öldürmesi gibi ama komedi zaten.Gözardı edilmeli.Oyuncular çok başarılıydı.Kurallarda daha bir profosyenellik katmış sanki:)Güzeldi sahnelere yazması.Hem üzüldüm hem güldüm hem de eğlendim filmde.Çok küfür vardı ama...
puanı:
8/10
22 Şubat 2010 Pazartesi
Nick And Norah's Infinite Playlist

"Bu dersimizin konusuda ucuz filmlere şans tanımak.Ucuzluktan kasıt değer babından ziyade eleştirmen yorumu ve puanlandırmalarıdır zira hiçbir film değersiz degildir.Ülkemiz şartlarında bir filmi edinince ilk başvurulabilecek kaynaklar temel özellikleri ve evrensel puanlaması açısından imdb.com ve zeki,ince yorumları açısından ekşi sözlük olur genelde.Yani en azından benim böyle:)Eğer burada eleştiriler kötüyse ve puan düşükse genelde o filmden uzak durmanızı tavsiye edebilirim.Ancak bazı filmler vardır ki sizi çeker.Bir şekilde yakınlık duyarsınız.Böyle filmlerde insiyatifi elinize alın ve hayal kırıklığına uğrama riskine rağmen bu filmi edinin.Bu iki kaynakta fazla öne çıkamamış(ekşisözlük için bu pek mümkün olamasada:) bir yapımı değerlendireceğiz şimdi.Nick And Norah's Infinite Playlist.Sizede ilginç geldi degil mi?Haydi bir şans tanıyalım ve yorumlaşalım..." esas kız için küçük notum...
yorumumuz:
Eğer sevdiğinizle boş vaktiniz varsa ve bunu film izleyerek geçirecekseniz öyle yüksek beklentilere girmeden şans tanıyabileceğiniz bir gençlik filmi olmuş.Çerezlik diye tabir edilen filmlerden biraz ayrılsa da yinede öğünlük bir film olamamış:)Klasik aşk üçgeni,sonradan farkedilen,seksi olmayıpta sevimli olan yetenekli kız ile esas oğlanı buluşturan senaryosuyla hoş 2 saat geçirmiş olursunuz.Filmin soundtrackı da başarılı...
(Film hakkında fazla bir söz alamadım ağzından esas kızın.Genel itibariyle basit bir film olduğunu,işlenilen aşkın ve ortamın bizimkinden ne kadar farklı olduğuna değindi.Ne kadar şükretsek azdır halimize dedi ki sormayın:)
puanımız:
6/10
20 şubat cumartesi...
::sevgili günlük::

Eğer yaşadığınız şehirde kaybolma deneyimi daha yaşamamışsanız en kısa zamanda yaşamanızı tavsiye ediyorum:)Öyle ahım şahım bir kayboluşta değil üstelik.Yanlış bir semte giden bir halk otobüsüne bindiğinizi farketme aşamasından hemen sonra içinizi kaplayan o farklı duygu,değinmek istediğim.Hele de Denizli gibi alt yapı çalışmaları neticesinde her bir yol kapatılmışsa, otobüsün gitmesi gerektiği yere gitmediğini anlamakta zorluk çekebilirsiniz.Ama yakınma değil tabi ki bu:)Yanımda esas kız varken ne mümkün.Ha bir otobüs ile 20 küsur dakikada ha 3 otobüsle 1 saati aşkın sürede varmışız hedefimize ne farkeder...:)
Gündüzünüzü otobüslerde geçirdikten sonra minik bir tartışmanın ardından geceye birer porsiyon iskenderle renk geldi diyebilirim.İçinde minik minik replikler olan bir kitap hediye etmişti bana üstelik.Üstüne de güzide üniversitenizin yapma gölünün kıyısında,ay ışığı altında sohbetleşmenin tadını size anlatamam.Teoman şarkıları eşliğinde.Yani hepi topu bir gölcük size okyanus görünebiliyor ağzınızda aşkınızın tadı varken bunu anladım.Anlatılmaz yaşanır günlerimden biriydi esasında bu.Benimkide kelimelerin kifayetsizliklerini sınamak sadece...
19 şubat cuma...
14 Şubat 2010 Pazar
the illusionist

Bu gece hesapta olmayan bir film izledik.Normalde ben ona dvd yi verir her filmede bir not yazarım eğlenceli olsun diye.Bu gece o bana yaptı:)tv 8 de uzun zamandır izlemek isteyipte bir türlü fırsat bulamadığım "sihirbaz" filmi varmış.Bana mesaj attı küçük not niyetine."Ben böyle sarımtrak filmleri çok severim.eski gibi olanları" dedi.Bende kayıtsız kalamadım ve sevgililer günü akşamını edward norton oyunculuğu ile şenlendirdik.
yorumum:
Film gerçekten başarılı.Hikayesi olağan bir sihirbazlık hikayesi kılığına büründürülmüş bir ters köşe senaryosu.Öyle ki filmin son 15 dk sına kadar benden alabileceği not 7civarıydı.Arka planıda incelikle işlenmiş.Mekanlar falan gayet inandırıcıydı dönem filmine yakışacak kalitede.Bir çift olarak seyrine doyamadık.Paul Giamatti ise tek kelimeyle harikaydı:)Tek sorunum düblaj izlemek zorunda oluşumdu.Ve o reklamlar.ahh ah.
puanım:
8,5/10
yorumu:
Prestijden daha iyiydi bence.Benim favori filmlerim arasında yerini aldı tadım:)Şaşırmıştım sonunda, hem böyle olmalı hem açıklamalı.Hem de mutlu etmeli dediğin gibi.Sonuç olarak iyiydi hoştu.Seninle izleyip,yorumlaşmak ayrı bir hoştu:)
puanı:
8,8/10
13 Şubat 2010 Cumartesi
::sevgili günlük::
Yarın sevgililer günü ancak biz bugünden kutladık nitekim yarın esas kızın evden çıkabilme ihtimaline güvenemiyorduk.Ailesinin benden haberi olmadığı gibi birde aşırı kontrolcüler.Bu buluşmayı da acilen ayarladığımız için ben ona sadece bir kek pişirdim,bir bileklik aldım(aslında taşlarını alıp kendim yapcaktım ancak takdir edersiniz ki vakit yoktu:) ve yarısı yazılmış bir şiir armağan ettim.Gerisini onun getirmesi sözüyle birlikte.Bütün aksiliklere rağmen yine güzel günler arşivimize girebilecek nitelikte bir gün yaşadık.Ona minnettarım...
12 Şubat 2010 Cuma
The Lake House

Esas kız için filme eklediğim not.
"Yeniden çevrim genellikle uzakdoğu sinemasından,avrupadan ya da çok eski bir başyapıt filmden yapılır.Yani bu paragöz firmaların(genellikle holyvudlu firmaların) eski bir kaynaktan tekrar beslenmek istemelerinin bir sonucudur.Ve ne yazık ki yüzde 90 ı hüsranla sonuçlanır.Filmin senaryosunun temel direklerine dokunulmaz genelde sadece günümüz şartlarına ve ortamına uydurulup birkaç değişiklik yapılır.Şimdi "il mare" in yeniden çevrimi olan "The Lake House" a bir bakalım ve konu hakkında yorumlaşalım.The Lake House bakalım yüzde onluk dilime girebilecek mi?"
yorumum:
İl mare e göre daha gelişmiş bir teknikle çekildiğini filmin dokusundan anlamak mümkün ancak bu yine de gözümde il mare in daha samimi ve özgün olması gerçeğini değiştirmiyor.Kurgusu itibari ile uzakdoğulu kaynağından biraz daha zayıf.Ve aklımızda uyandırdığı,zamanla ilgili soruları daha bol.Ancak Keanu Reeves ve Sandra Bullock u izlemenin keyfide apayrı.Çift olarak izlediğimizdende Sandra Bullock un aşkını çok daha net göstermesi beni ayrıca etkiledi:)Ve bu artılarıyla kılpayı yüzde onluk o dilime girmeyi başardı gözümde.
puanım:
7/10
yorumu:
Teknik ve kalite farkı çok sevgilim.Bunda mesela hani sahneler arasında geçiş yaptılar ya, çok hoştu.Başarılı.Öbüründe takılan bazı şeyler vardı mantıksal açıdan, bunda da var.Yanımda olsan belki açıklayabilirdin ama...Yüzde 90 a girmez heralde.:)
puanı:
8/10
ps:(size söylemediysem eğer,birçok filmi ayrı yerlerde aynı anda izliyoruz yaş ve aile muhalefeti nedeni ile)
::sevgili günlük::
Sevgili günlük.Bugün esas kızla birlikte mezun olduğumuz liseyi ziyaret ettik.Lise günlerimizi anımsatması hoş olsada oradaki anılarımızın tekrar yaşanmayacak olması bizi fazlasıyla üzdü.Hocalar bıraktığımızdan daha samimiydi.Davranışlarıda bizi daha bir olgun gördükleri yönünde cesaret vericiydi.Esas kız ö.s.s de yaptığı derece yüzünden çok meşhurdu zaten aralarında.Benim geri planda olmam onuda rahatsız etmiş olacak ki erken terkettik orayı:)Biraz bekletilmiş hissine kapılmaya engel olamadı ancak yinede...Bize gelirken karınlarımız açlıklarını hatırlattılar gürültülüce.Bizde kızarmış tavuk ve kola alıp bir güzel sefa çektik.Ellerimizle birbirimize yedirdik:)Kesinlikle her ilişkide mevcut olması gereken anlardan biri.Adeta o deterjan sloganını haklı çıkaran andı o an:)Kirlenmek güzeldir...
11 şubat perşembe...
11 şubat perşembe...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)