18 Mart 2010 Perşembe
::sevgili günlük::
Bugün esas kızın bilgisayar dersine girdim:)Onunla birlikte bir derste bulunmamız alışılmadık birşeysede daha ilginci derslerinin konusu blog yönetimiydi.Ondan habersiz,ona bir hediye babında yürüttüğüm bu küçük kişisel çabamın ortaya çıkmayacağını bildiğim halde,ilginç bir güdüyle olayın kontrolünü ele aldım:)Ve bütün işlemleri ben gerçekleştirdim.Hediyemin deşifre olmaya yahut zamansız söylenmeye en yaklaştığı andı diyebilirim...
12 Mart 2010 Cuma
::sevgili günlük::
Sebep olmadığımız sebeplere ağlarken ona omuz vermek,tartışmak,gülüp-eğlenmek,edebiyat-felsefe konuşmak,otobüs peşinden koşturmak.Ve tüm bunları bir sınırlandırılmış güne sığdırabilmek.Hoş bir şekilde neticelendirmek,yatağa huzurlu girmek...
Senin olmak,rus ruleti kıvamında tercihlerle bezenmiş sıradan aktivitelerin sonunda o mekanik sesi duymuşcasına sevinmek,her daim.
Senin olmak,rus ruleti kıvamında tercihlerle bezenmiş sıradan aktivitelerin sonunda o mekanik sesi duymuşcasına sevinmek,her daim.
10 Mart 2010 Çarşamba
::sevgili günlük::
Harika günler heybeme bir muhteşem gün daha kattım bugün.Sabah erkenden uyandım ve esas kızın gelmesi için beklemeye başladım.Kahvaltılık birşeyler yoktu evde,o gelince öncelikle alışverişe çıktık.Fişimizi olduğu gibi yazarsam labne peynir,sosis,biberli zeytin,ekmek = 11,95.Evde mükellef bir kahvaltı hazırladık kendimize.Ben çay demlerken o sosisleri kızarttı.Sofra kuruldu ve sanki evlilik sonrası mutluluk kahvaltılarımızda ilkini yaptık gibi büyülü bir duygu tarafından sarıldım.Bu duyguyu tarif edemeyeceğim ama kesinlikle yaşamalı her çifte kumru:)...
8 Mart 2010 Pazartesi
Zaman Yolcusunun Karısı

Eğer duygusal bir yapınız ve ilişkiniz varsa bu kitaptan uzak durun derim ben.Çok farklı bir aşk öyküsü olarak başlamasanı rağmen sonunda klişe denilebilecek bir dram gizli.Sert,romantik,etkileyici sıfat çok aramaya kalkarsanız da esas kızın yorum yapmamasındanda anlaşılacağı gibi çiftlerin kaldıramayabilecekleri bir dramı var.Puan verecek olsaydım eğer 8 verirdim herhalde.İçinde bizden(mutlu bir çift:) çok şey barındırıyor.Aaa adam bana benziyor kadın sana benziyor diye diye okuyorsunuz ama sonradan benzettiğinize pişman olacağınız yerler geliyor...
Etiketler:
kitap,
The Time Traveler's Wife,
Zaman Yolcusunun Karısı
5 Mart 2010 Cuma
::sevgili günlük::
Yeni bir gün daha.Esas kızla birlikte üniversite kantininde,arkalardaki bir masada oturmaktayız.Saat 13 civarı.Onun dersinin saatinin gelmesini bekliyoruz.Huzurlu bir sessizlik var aramızda.Aşklı bakışmalarla dolu uzunca bir sohbetleşmenin(gelecekteki evimiz hakkında konuştuk) ardından olanlardan bir tane.O kadar güzel görünüyor ki.O anda bir yazı yazıp bu anı ölümsüzleştirmek geçiyor içimden.Sanki beni duymuşcasına fizik notlarımı tutmak için ondan aldığım not kağıtlarından birini önüne çekiyor birden.Bakışlarım hala onun üzerinde,o güzel yazısıyla birşeyler yazıyor kağıda ve gülümseyerek önüme sürüyor.
*Seni seviyorum.
Şaşırıyorum ancak bozuntuya vermeden kalemi alıyorum elime.
-Ben de seni(tahmin ve mukayese edebileceğin herşeyin sınırlarının çok ötesinde)seviyorum...
*Hep bitanem ve kıymetlim olacaksın.Gözlerini böyle görmek sahip olduğum herşeyin ötesinde.
Yazı yazarken o kadar güzel ki bocalıyorum ve zihnimi toparlayabilemem için aklımdan saçının gözlüğünün önüne düşüşünü,kalemi kağıtta kayarken,sol elinin iki parmağıyla hafifce onları toparlayışını unutmaya çalışmam gerekiyor.
-Üzerinde hakim oladuğum tek konu bu.Seni sevmek.Aynı zamanda bunun hamiliğinin de altındayım.Sözlerim,düşüncelerim yahut herhangi bir insan icadıyla sana, sana olan hislerimi anlatabilmemin bir imkanı yok sanırım.Bu yüzdendir bu bakışlarım...
Okuyunca gözleri parlıyor.Aman tanrım her saniye daha da güzelleşmeyi nasıl beceriyor?
*Sana ömür boyu sahip olabilecek,kalbinin işleyişinde etkili olabilecek,yüzünde böyle hoş bir tebessüm bıraktırabilecek tek kişi olduğumu bilmek çok muhteşem.Geleceğe sahipliğimizin çakışması müthiş.Benimsin ve sana aidim...Diye yanıtlıyor.
-Aynı durakta bekleyen iki yabancı insanda olunabiliyor seninle.Bir tanışma hevesi,ilgili olduğun konuları keşfetme isteği ve birşeyler paylaşma çabası.Aynı zamanda üzerine yazılabilecek bir kalemle bana teslim edilmiş bir hikaye gibisin.Kendine özgü ancak ayak uydurmaya hevesli.Aşk kabımızda yoğruluyoruz.Bu eşsiz yolculukta, birbirimize mis kokular yayarak pişiyoruz.Tadımız kıvamında.Biz dünyadaki en güzel aşk pastasıyız.
Gözleri biraz daha doluyor her satırda.Ağlamak üzere.Sonra bana bakıyor ki bu bakışla ruhumu ona yok pahasına bilmem kaçıncı defa sunabilirim ve borçlu kalan yine ben olurum biliyorum.Susuyor ve gülümsüyorum göz pınarlarımdaki aşk yaşlarıyla.Sonra kağıda bir nokta koyuyor yazımın altına.Hemen kalemi alıp onu virgül yapıyorum.Sana aşığım diye ekliyorum ve üç nokta koyuyorum.4 5 6.Ne demek istediğimi anladığını göstermek istercesine biraz daha aşık ve etkilenmiş bakmayı başarabiliyor.
Ellerim titreyerek tarihi ve saati yazıyorum.Hayatımın en güzel saatlerinden biri.Günlerime bedel...
*Seni seviyorum.
Şaşırıyorum ancak bozuntuya vermeden kalemi alıyorum elime.
-Ben de seni(tahmin ve mukayese edebileceğin herşeyin sınırlarının çok ötesinde)seviyorum...
*Hep bitanem ve kıymetlim olacaksın.Gözlerini böyle görmek sahip olduğum herşeyin ötesinde.
Yazı yazarken o kadar güzel ki bocalıyorum ve zihnimi toparlayabilemem için aklımdan saçının gözlüğünün önüne düşüşünü,kalemi kağıtta kayarken,sol elinin iki parmağıyla hafifce onları toparlayışını unutmaya çalışmam gerekiyor.
-Üzerinde hakim oladuğum tek konu bu.Seni sevmek.Aynı zamanda bunun hamiliğinin de altındayım.Sözlerim,düşüncelerim yahut herhangi bir insan icadıyla sana, sana olan hislerimi anlatabilmemin bir imkanı yok sanırım.Bu yüzdendir bu bakışlarım...
Okuyunca gözleri parlıyor.Aman tanrım her saniye daha da güzelleşmeyi nasıl beceriyor?
*Sana ömür boyu sahip olabilecek,kalbinin işleyişinde etkili olabilecek,yüzünde böyle hoş bir tebessüm bıraktırabilecek tek kişi olduğumu bilmek çok muhteşem.Geleceğe sahipliğimizin çakışması müthiş.Benimsin ve sana aidim...Diye yanıtlıyor.
-Aynı durakta bekleyen iki yabancı insanda olunabiliyor seninle.Bir tanışma hevesi,ilgili olduğun konuları keşfetme isteği ve birşeyler paylaşma çabası.Aynı zamanda üzerine yazılabilecek bir kalemle bana teslim edilmiş bir hikaye gibisin.Kendine özgü ancak ayak uydurmaya hevesli.Aşk kabımızda yoğruluyoruz.Bu eşsiz yolculukta, birbirimize mis kokular yayarak pişiyoruz.Tadımız kıvamında.Biz dünyadaki en güzel aşk pastasıyız.
Gözleri biraz daha doluyor her satırda.Ağlamak üzere.Sonra bana bakıyor ki bu bakışla ruhumu ona yok pahasına bilmem kaçıncı defa sunabilirim ve borçlu kalan yine ben olurum biliyorum.Susuyor ve gülümsüyorum göz pınarlarımdaki aşk yaşlarıyla.Sonra kağıda bir nokta koyuyor yazımın altına.Hemen kalemi alıp onu virgül yapıyorum.Sana aşığım diye ekliyorum ve üç nokta koyuyorum.4 5 6.Ne demek istediğimi anladığını göstermek istercesine biraz daha aşık ve etkilenmiş bakmayı başarabiliyor.
Ellerim titreyerek tarihi ve saati yazıyorum.Hayatımın en güzel saatlerinden biri.Günlerime bedel...
4 Mart 2010 Perşembe
(500)Days of Summer

"Bazı filmlerde göründüğü gibi değildir.Üstüne basa basa bunu haykırır.Aşk filmi dersiniz.Klişe sonlar beklersiniz ancak tüm beklentilerinizi boşa çıkarır ve şaşkınlığınızdan küçük bir makas alarak hızla uzaklaşır yanınızdan:)Hadi böyle olduğunu bildiğim (500) days of summer filmini izleyipte görelim bunu.(İzlemeden önce beklentiye girmek hakkınız ancak film hakkında izlemeden çıkarımda bulunmak gafletinizdir der şairiniz)".Esas kıza filmle ilgili yazım.
yorumum:
Son yılların en sıradışı yapımlarından biri.Çok farklı bir teknikle yansıtıldığı için gerçekten ağzımızda kocaman bir gülümseme ve aaa larla izliyoruz.Hikaye sıradan olarak başlayıp sıradışılık çizgisini hızla aştıktan sonra son sahneleriyle koca bir yumruk indiriyor karnınıza.Tıpkı bir önceki film zombieland deki gibi ince yenilikler ile harikalık yaratılmış.Günleri bir baştan bir sondan gösterimesi filme ilginçlik katıyor.Kızın evine giderken beklenti/olanlar şeklinde sahneyi bölmesi ise dahice.Kızdan ayrıldıktan sonra sevdiği bütün özellikleri sevmiyomuş gibi anlatması türünden ince yaklaşımlar ile karakteri çok sempatikleştirilmiş:)Sonuç itibari ile çok doyrucu bir yapım olmuş...(aaa çinli aile esprisini unuttum,resmen koptum o sahnede.)
puanım:
8/10
yorumu:
Tekniğini çok beğendim.Çok hoş bir dokusu vardı.Aradaki o ağacın değişimleri falan çok hoştu.Sevmediğim tek şey ekranı ikiye bölmesiydi...Senaryo bizim aşkımıza uymuyor.Kadını anlamadım ben,dengesiz.Birde ismi ilkbahar olsaydı ve diğer kız summer olsaydı daha manalı olurdu sanki.Eğlenceliydi...
puanı:
7,7/10
1 Mart 2010 Pazartesi
::sevgili günlük::
Yeni ayımızın ilk günü ve biz artık aşkımızın zamanını aylarla sınıflandırma safhasını çoktan geçtik.5. yılımıza doğru hızla geçerken günler esas kızın ailesinin hala benden haberi yok.Ne bir mesajımı yakalıyorlar(100 küsur mesaj atıyoruz günde ve sadece 2 sene önce bir mesajımı görmüştü kayınbaba.Klasik yanlış numaraya attım yalanını yutmadı ve beni aradı bende ona bambaşka biri olduğumu başka şehirde yaşadığımı ve başka bir kızla çıktığımı kanıtladım:) ne de bizi bir yerlerde görüyorlar.Velhasın lafı uzatmadan konuya geleyim.Esas kız ve ben,bizim evden çıktık.Şimdi oturduğumuz semtten merkeze oradanda üniversiteye geçmemiz gerekiyor.Semtimizden merkeze yarım saatte bir kalkan halk otobüsümüz ve 2 adet dolmuş hattımız var.Otobüsü kaçırdık(Eğer galatasarayımın maçının özetine bakıpta çıksaydık binceğimiz dolmuşu ıskalayacak ve bundan sonraki olayı yaşamamış olacaktık:)Dolmuşa bindik ve tesadüflerin tesadüfü muhterem dedemizde yolu yarıladığımız noktada dolmuşa işaret verdi.Esas kızın "dedem" demesiyle benim musait bir yerde inebilir miyim kaptan demem bir oldu adeta.Bir gün daha hayırlara vesile olurken bende tilkiliğimi,kendimi överek kutlamaktayım:)Günün tek zararı esas kızla birşeyler atıştırma şansımın onu dedesinin yanında,dolmuşta,tanımadığım bir insan gibi bırakmamla sona ermiş olaması...
::sevgili günlük::
Kızlar, eğer sevgilinizin size olan sevgisinden şüphe ediyorsanız onu eski arkadaşlarınızında olacağı bir ortama götürün...demiş zamanında bilge bir aşık:)Bugün esas kızın ilkokul arkadaşlarıyla tanışma günümdü.Onlar kendi aralarında ayarlamışlar ancak bizimkinin "burakta gelirse" şartına boyun eğmişler.Fazla kız yoktu, 3 taneydiler(esas kızın kankasını hiç sevmezdim bugün bir kez daha sevemeyeceğimi anladım.tam bir aşifte)Aralarında esas kızın peşinden koşanlarında olduğu 5 erkek vardı.Birde ben.Eski sevgiliside ordaydı tabi.Fransız kaldığım ve bana işkence gibi gelen anılar anlatıldı.Seviyesi düşük(seçici değilimdir bilirsin günlük,ama gerçekten aşırı düşük) esprilere gülündü.Bende elimden geldiğince sıcak davranmaya çalıştım ve sanırım bunu başarmış olacağım ki günün sonunda sevgilim gayet memnundu.Bunu başarmak içinse gerçekten detaylı bir şekilde önceden planladım olayı.Elimden geldiğince sade ama şık giyinmiştim.Gayet kibar davrandım ve muhabbetlerine ayak uydurmaya çalıştım.Çok fırsat geçmesine rağmen elime hiç filmlere,kitaplara,sanata (tanıdık sulara:) kaydırmadım muhabbeti.Herkesin ismini hemencicik öğrenip öyle hitap etmeye çalıştım.İlginç bir gündü gerçekten.Günün sonunda eski sevgilisinin elimi o kadar sert bir şekilde sıkışına gayet net bir tavırla karşılık verdiğimi de esas kızın bilmesine gerek yok zaten:)(Mazide kalan tek sevgili o.İlkokulda çıktığı çocuk.Sonra lisede benimle tanışıyor ve hayatı değişiyor zaten.Bu uzun ilişkimizin verdiği güvenle ortamdaki rakiplerimi ezdiğimi hissettim.Ve sevgilimin bakışları...İnanılmazdı.)
28 şubat pazar...
28 şubat pazar...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)