13 Ekim 2011 Perşembe

sessiz gece

sessizdi gece ve ben uyandım.sebep yokken öyle bir anda.dedim ya sessizdi gece ve ben bir anda gözümü sessiz geceye açıverdim.tek bir düşünceye hizmet etmeyen bir hiçlikti bu uyanış ama uyanmıştım bir kere ve sen vardın aklımda.anladım.gece sessiz ama ağırdı senin hayalince ve ben uyanmıştım bir kere sessizliğe içinde senin hayallerinin çığlıklarını barındıran.susamak gibiydi sana aşık olmak sessiz gecenin içinde,içinde koyu siyah renklerden başka bir şey barındırmayan sessiz bir geceye bakmak gibiydi aşkın,körlemesine...aşkın rengi kırmızı derler ama uyandığımdan beri benim için simsiyah bir sessizlik gibi çöken gecenin rengi oldu aşk.her tonun simsiyah olduğu bu gecede bir kez daha aşık oldum sana renksiz ve de sessiz bir kabullenişle.nice gece nice defa uyansamda bilirimki ben o geceden beri,her uyanış,gece,sessizlik,renk ve aşk bir tek manaya gelir.seni özledim...

10 Temmuz 2011 Pazar

güller...



Esas oğlanın güllerini koymadan geçemedim:). Birinci resim beni kırdığı bir günün sabahında ezilmek pahasına yol ortasından kopardığı gül...:). İkincisi de anneler gününde yakınımızdaki tüm annelere aldığımız güller. (Esas oğlan bunları uzun zaman elinde taşıdı. Herkesin kendisine gül satıcısı gözüyle baktığını düşündü. Ve bir teyze annene mi aldın oğlum diyince yüzü güldü ancak:)

9 Temmuz 2011 Cumartesi

28 haziran...




Bugün benim doğumgünüm. Ayrıca sitemizin kullanıma girmesinin birinci yıldönümü:). Esas oğlan müthiş bir sürprizle karşıladı bugün beni. Bana iki kişilik bir parti hazırlamış. Yok yoktu. Her şey kusursuzdu. Doğumgünü pastam, pizza, doğumgünü notlarım, hediyelerim, süslemeler. Çok güzel bir gün yaşattı bana. Gün sonunda arkadaşlarımla buluşmaya da katılıp uzun zamandır kalıplaşmış bir kırgınlığı yok etti. Büyüleyiciydin tadım. Seni seviyorum...

bir eskişehir güncesi...









esas oğlan:
Hani bazı günler vardır.Sadece fotograf albümlerinden hatırlanır.Hakkında methiyeler düzülmez,adete sıradan geçen mutlu günlerimizin hatrına adeta zihinden bile itinayla uzak tutulur ya.İşte öyle bir deneyimdi bu eskişehir çıkartmamız.Her saniyesiyle olağanüstü bir güzellikte ve tekrar yaşanılasıydı.

Şah & Sultan





Bu kitabın yazısını beraber hazırlayalım.Not aldığımız ve benim hakkında yazdıklarımı ekleyelim.Hayatımıza giren bu eşsiz yazara saygılarımızı sunalım...unutturma

Super 8


Esas kız:

Fringe’imizin ve Lost’un özgün yönetmeni Abrahams’ın birbirimizden habersiz bir şekilde keşfettiğimiz, ilgiyle beklediğimiz, güzel bir sinema günümüze damgasını vuran bir filmdi. Zamanın bile lehimize aktığını hissettiğimiz, kendi akışında eşsiz bir günü kuvvetlendiren bir film… Yine sıra dışı bir senaryo ve ilginç karakterler. Güzel bir doku ve ilginç detaylar. Tombul sinema delisi küçük yönetmen kendisini yansıtması için özenle yerleştirilmiş hissi uyandırdı bizde. Bu filmle bir yere gelme veya kendini film sektöründe kanıtlama değil de sadece kendini, kişiliğini ve yönetmenlik macerasını ifade etme çabasıydı sanki. İzlemeye değer ve güzel bir filmdi. Sadece yönetmenin hatırına bile izlenir:)

Puanım:

7.7/10



Esas oğlan:
Sen bu işi öğreniyorsun esas hatun.Aklımdan geçen herşey mevcut yazında.sana 10 üzerinden 10,abrams a 7,5 :)

Kaybedenler Kulübü


Esas kız:

İşte Türk Sinemasının olması gereken yere yaklaştığı bir film diyebilirim. Özgün iki insanı anlatan özgün bir film... Tam esas oğlanın sevdiği boşvermişlik ve karamsarlık yapısında iki adam ve aynı dokuda ilginç bir film. Sevdiğimin benimsediği felsefe ve ben olmasaydım dönüşebileceği insan tipi:). Bu yüzden beni rahatsız eden bir tarafı vardı hep filmin ama genel anlamda sevdik, hoştu, umut vericiydi. Böyle açık fikirli filmleri yapılması ve sevilmesi de kaydadeğer bir gelişme :)

Puanım:

7.8/10



esas oğlan:
Bir organize işler,bir herşey güzel olacak,bir tabutta rövaşata ve bir kaybedenler kulübü.Konu yaşanmış ki bu yüzden de biraz daha özgün ve şahane.E daha ne olsun canım artık nejat işler mi olsun dercesine yapılmış cast tercihleri.Ayakta alkışlıyorum ve Türk Sineması ahanda o yöne koş diyorum...

puanım:
8/10

Çınar Ağacı


Esas kız:

Hakkında çok fazla bir şey bilmeden, sadece sinemaya gitme isteğimiz yüzünden girdiğimiz bir filmdi. Esas oğlan Türk Sineması hakkında ne kadar umutlu olsa ve desteklemeye çalışsa da ben bu konuda ona katılamıyorum maalesef. Hep basit senaryolar ve iddiasız yapımlarla çıkıyor karşıma. Tamam kabul edilir bir çaba var ama bence daha çok fırın ekmek yemesi lazım yönetmenlerimizin özgünlüğü ve sıra dışılığı yakalamaları için. Filme gelince, yine mesaj verme havasında bir filmdi. Mesajını aldık ve kabul de ettik ama beni çok etkileyen bir film değildi. Aynı tür filmlerle çok karşılaşmışım hissi uyandırdı izlerken. Ama esas oğlanı da kızdırmayarak yine de güzel çaba diyorum:).

Puanım:

7/10



esas oğlan:
Eee hatun king ne diyelim.Söylenmesi gerekenleri özetlemiş.Saygıyla eğiliyorum=)

puanım:
6/10

True Grit


Esas kız:

Büyük umutlarla başına geçtiğimiz fakat o kadar beklemeye değmeyen bir filmdi. Ben filmde istediğimi bulamadım. Senaryosuyla çok iddialı olmadığı belli. Başarılı tarihi dokusuyla mı yoksa Jeff Bridges’ın mükemmel oyunculuğuyla mı ortaya çıktığını bilmem ama ben bu filmden gerçekten daha fazlasını bekliyordum. Yine de bana o eski kovboy tarzını hatırlattığı ve esas oğlanla izlendiği için izlenmeye değerdi ve keyifliydi.

Puanım:

7.5/10



esas oğlan:
Film klasik kovboy filmlerinin hoş hafif baharatlı aromasıyla holyvudun klişe estantenelerinin hoş bir karışımı esasında.Biraz eastwoodun unforgivenını hatırlatsa da özgün bir yapım.Bu kadar ses getirmesinin sebebi şu formülle açıklanabilir.Coen biraderlerin etkin yönetimi üstüne jeff bridges in harikulade oyunculuğu filmi normal bir film statüsünden hızla yukarı çekiyor.Matt Damon,Josh Brolin gibi oyuncuların varlığıyla zenginleşen yapımın son sözünü de etkileyici bir performans sergileyen genç oyuncusu Hailee Steinfeld koyuyor.Ama yine de bize hitap etmiyor:)
puanım:
7,5/10

8 Temmuz 2011 Cuma

The Polar Express


Esas kız:

Animasyon olduğu için bir hevesle başladığım fakat aradığımı bulamadığım bir filmdi. Esas oğlanın da telkinleriyle tekniğini beğendik ve takdir ettik. Dokusu da hoştu fakat bizi tam anlamıyla yakalayamayan bir filmdi. Ama bir kez daha yabancıların kültürlerini koruma ve bunu çocuklarına aktarma azimlerine hayra oldum. Gerçekten iyi işler başarıyorlar. Biz reddetmeye çalıştıkça onların kabul ettiği kültür ve dinlerine ait olguları sinemalarını renklendirmiyor değil.:)

Puanım:

7.5/10



esas oğlan:
Bu animasyon pixarın bomba etkisiyle daldığı sektörde tek başına olmadığını kanıtlamak amacıylar warner bros tarafından dünyanın en iyi yönetmenlerinden birine hazırlattırıldı.Robert Zemeckis.Geleceğe dönüşlerin ve Forrest Gump ın yönetmeni.Başrolde çalışmayı çok sevdiği aktör arkadaşı Tom Hanks var.Netice de film teknik bakımdan o zamanın pixarını geçsede hikayelerinin büyüleyiciğinden yoksun olmakla bize pixarın sadece animasyon devi olmadığını kanıtlamış oldu:)
puanım:
7/10

The Dark Knight


Esas kız:

Esas oğlanın en sevdiği karakter Joker’in damgasını vurduğu eşsiz bir Cristopher Nolan filmi daha. Joker’in katlılarıyla ilk filmin etkileyiciliğini çok geride bırakan bir film. Sevdiğimle izlerken en çok keyif aldığım filmlerden biri. Olağanüstü oyunculuklarıyla filmi çok önlere taşıyan bir kurgu. Keşke ölmeseymiş dediğimiz mükemmel bir oyuncu. Müthiş bir seyirlik. Daha müthişlerini hep birlikte izlemek dileğiyle:). Önerene minnettarım…

Puanım:

8.8/10



esas oğlan:
İşte son 10 yılın sinema olaylarından birisi ve yine c.n.Artık dünyanın en iyilerinden biri ve en iyi filmi tartışmaya pek açık olmayacak bir şekilde gözlerimiz önünde.Kurgusuyla,yapısıyla ilgili sayısız olumlu eleştiri ve övgü düzebiliriz ama joker dediğimiz anda akan tüm sular duruyor.Heath Ledger.Onun gibisi gelemeyecek bir daha kuşkusuz ve bu film benim için onun anısı onun adı adeta.Ölümlü olanın o olduğunu ve can verdiği jokerin ölümsüz olduğunu bilmek acaba ona neler hissetiriyor diğer tarafta?
puanım:
10/10

Batman Begins


Esas kız:

Cristopher Nolan kuşağında esas oğlanın efsanevi filmi Batman’i bana sevdirme çabasıydı. Başardı da. Gerçekten muhteşem bir senaryo ve etkileyici bir kurgu. Kendisine hayran bırakan bir film. Christian Bale’in muhteşem oyunculuğuyla güçlenen fakat Bale’in Batman’in önüne geçemediği bir film. Ne denilir başka bilmiyorum ama esas övgüleri dizme işini esas oğlana bırakıyorum.:)

Puanım:

8.3/10



esas oğlan:
Batman esasında bizim kuşak için Tim Burton ve Michael Keaton demekti.Joker ise Jack Nicholson idi.Fakat George Clooney de fena değildi hani.Ta ki nolan bu işe de el atana değin.Şimdiye kadar olan tüm batman maceralarını silip gözümüzde olması gereken bu batman i yaratma çabası ile başladı ve batman başlıyor dedi bize.Tüm önyargılarımızı kırıp acaba nolan altından kalkabilecek mi bu maceranın dedğimiz kuruntularımızı dağıtıp batman budur dedi ve bizde eyvallah kardeşim dercesine kucakladık bu batmani.Sanki bale den başka batman,Michael Caine den başka alfred,Gary Oldman dan başka gordon olamaz gibi geldi.Saygıyla ve sevgiyle eğildik,jokeri beklemeye koyulduk...

puanım:
8,5/10

Inception


Esas kız:

Esas oğlanın bana Cristopher Nolan sevgisi aşılamaya çalıştığı ilk filmdi. Dört gözle beklediğimiz, hevesle gittiğimiz ve hayranlıkla izlediğimiz eşsiz bir film. Karmaşık kurgusuyla ilk dakikadan itibaren izleyicinin ilgisini yakalamayı başaran ve bu ilgiyi filmin sonuna kadar zorlanmadan koruyan bir film… Oyunculardan izler taşıyan ama oyunculukların fark edilir şekilde senaryonun önüne geçmediği bir film… Cristopher Nolanla tanıştığım ilk film fakat telepatiden ötürü yapmış yine yapacağını demekten alamadım kendimi. Ah bir de Akademi jürisinde aynı hisleri uyandırabilseydi… Gerçekten muhteşem bir seyirlikti sevdiğim. Minnettarım… :).

Puanım:

8.5/10



esas oğlan:
Artık büyük yönetmen dediğimizde aklımıza gelen ilk isimlerden olan genç yönetmen c.nolan ın harikalarından sonra gelen başyapıtı.Film birçok filmi hatırlatıyor ancak bir okadar da özgün.10 yıl önce perdede matrix i gördüğümüzde bu ne ulan ne yapmış adamlar dediğimizi hala hatırlıyorum ki gecen sene avatar ile bunu yaşadığımız iddaa edilmiş olsa da bence o senenin ve belki matrix e kadar geçen 10 senenin başyapıtı bu film olarak anılacak.Yeni olan birşeyleri yeni bir şekilde izleyebilmenin hazzını yaşatan yönetmene tesekkürler...
puanım:
9/10

Der Untergang


Esas kız:

Hitler’in hastalıklı psikolojisini gözler önüne seren, sıkıcı, fakat dönemi iyi yansıttığını düşündüğüm bir filmdi. Bir film olmaktan öte biyografik belgesel niteliğinde çekilmiş, bu yüzden de kayda değer, araştırma sürecinde izlenmesi gereken; fakat film keyfi yapma amacıyla başına geçilmemesi gereken bir seyirlikti.

Puanım:

7.5/10


esas oğlan:
Seyirliği ağır bir film harika bir belgesel:)esas kıza ödevinde yardmcı olması için izlemiştik.Bruno Ganz şiir gibi bir performans sergilemişti...
puanım:
7/10

The Pianist


Esas kız:

Holocaust araştırma sürecinde ilk izlediğimiz ve kuşkusuz en fazla etkilendiğimiz filmdi Pianist. O dönemin yaşanmışlığını, acılarını, haksızlıklarını en dramatik biçimde gözler önüne seren filmdi izlediklerimiz içinde. Çok başarılı bir film, çok başarılı bir oyunculuk… Bunda şüphesiz Roman Polanski’nin dönemin yaşayan şahitlerinden olmasının etkisi büyük. 20. Yüzyılda insanların bu kadar vahşileştiğini görmek ve o dönemin kurbanlarının günümüz soykırımcıları arasında olmaları çok acı…

Puanım:

8.5/10


esas oğlan:
Formunda bir Roman Polanski,harika bir Adrien Brody birleşince ortaya böyle bir yapım çıkmış haliyle.Şöyle geriye dönüp bakınca izlediğim ilk iyi filmin bu olduğunu hatırlatıyor zamandan geriye kalanlar bana.O yüzden objektif yaklaşamam bu yapıma:)saygıyla eğiliyorum ve en çokda insanın iliklerine kadar hissetirilen o uç duyguları aradığımı belirtmek istiyorum izlediğim filmlerde.Piyanist sayesinde...
puanım:
9/10

Schindler's List


Esas kız:

Dönem acılarını, her savaş dönemi bir kahraman gerektirir düsturuyla yansıtan bir film.:). Çarpıcı sahneler ve etkileyici oyunculuklarla sağlamlaştırılmış bir hikaye. Gerçekten izlenilesi bir film. Dönem filmi olması açısından detaylara önem veren ve ayrıntıları iyi yansıtan bir yapım. Etkilendim. Ama son sahnede kendime sormadan geçemedim. Acaba mezarına çiçek koyan kurtulmuş insanların, bir gün o vaat edilmiş topraklara sahip olmak uğruna, kendilerininkinden başka ırk ve din tanımayarak kendilerine yaşatılan acıların benzerlerini ve belki daha fazlasını başkalarına yaşatacaklarını bilseydi; Oscar Schindler mezarında mutlu ve umutlu bir şekilde uyuyabilir miydi…

Puanım:

8.2/10


esas oğlan:
Esas kızın bu muhtesem yorumu ve sonunda sorduğu etkileyici-gerekli sorunun üstüne ne denir ki?Sinemasal açıdan değerlendirecek olursak eğer,dört dörtlük bir dönem filmi cümlesi yeterli olur sanırım:)Ne söylemek istediğini,nerede duracağını ve ne şekilde söyleyeceğini bilen bir film ki zaten Steven Spielberg gibi bir ustadan daha azını beklemek haksızlık olur.Üzerine çok fazla şey söylenebilecek,farklı yönlerden sayfalarca hakkında yazılabilecek,sinema tarihinde kocaman bir yer işgal eden harika bir yapım tabiki de ama ben oyuncu seçimine bir parantez açmak isterim.Liam Neeson hiçbir zaman brad pittvari bir sükse yapmadı belki ama daima çok iyi oyuncu olmuştur ki bu film ile zirve noktasına erişmiştir bence.Ben Kingsley i hiç övmeye gerek yoktur heralde.Itzhak Stern karakterini üzerine bir elbise gibi giyişini gördükten sonra artık bir ustadır gözümde bu filmden sonra.Ralph Fiennes tekinsiz karakterlerin adamı bu filmdede döktürmekte her zamanki gibi ve bence filmin en iyisi...
puanım:
8,5/10

One Week


Esas kız:

Favori dizimiz Fringe’in esas oğlanı hatırına izlediğimiz basit ama keyifli sayılabilecek bir seyirlikti. Sevdiğimle yaptığımız eşsiz film günlerimizden birini ayırdığımız, biraz sıkıcı, biraz hüzünlü, bizim hayat felsefemizle örtüşmeyen fakat esas oğlanın motor tutkusunu kamçılamayı başaran bir filmdi.

Puanım:

7/10


esas oğlan:
Sinema zevki damağımda kendine has bir lezzet bırakabilen filmlerdendi.Buna rağmen mütevazı,yer yer sıkıcı bile olabilen bir dili vardı.Ancak Joshua Jackson abimizin peter dan başka bir adam olabileceğini görmek için bile katlanılırdı:)Birde o canım motor yok mu.e daha ne olsun...

puanım:
7/10

1 Mayıs 2011 Pazar

The Shins-A Comet Appears

efsane shins den...

::sevgili günlük::








26 nisan benim sahte doğum günüm ve hiç beklenmedik bir şekilde hediye aldığım ilk sahte doğum günüm oldu:)Biriciğim bana muhteşem bir ahşap araba almış onuda koleksiyona ekledik.Nisan ayı boyunca ölümsüzleştirdiğimiz bikaç anıda ekleyerek buraya koydum...

Shutter Island



Esas oğlan:
DiCaprio Titanikteki yakışıklı gençten beri beyaz perdede adeta evrildi.Şimdi jenerasyonunun en yetkin aktörlerinden biri.Martin Scorsese ustaya söyleyebileceğimiz düzebileceğimiz övgü-eleştiri kalmadı artık.Fetiş oyuncusu caprio ile başka bir güzel sanki usta.Filme gelecek olursak elbetteki en başta kurgusunun şahaneliğine değinmemiz gerekir.Olay örgüsünü o kadar iyi diziyor ki her imada ters köşeye yatıyoruz.Ve acabalarla bizi de edilgenlikten çıkarıp filmin içine çekiyor.Sonunda ucu açık finaliylede noktalıyor filmini ki bence filmi bu kadar iyi yapanda sonu.
Puan:

8/10

Esas kız:
Di Caprio nun eşsiz karakter oyunculuğuyla, sıradışı kurgusuyla, mükemmel dokusu ve çok yönlü sonuyla gerçekten kaliteli bir gerilim filmiydi. Film başından itibaren her aşamada farklı bir tahminde bulundurdu sonuna ilişkin. Sonunda yine farklı tahminlerle kendine has dokusunu korumayı başardı. Her sahnede gerilimi sonuna kadar hissettiren eşsiz bir seyirlikti. Önerene sevgilerle...:)
Puanım:
8/10

İncir Reçeli



Esas oğlan:
Son yıllarda Türk sineması artan bir ivmeyle gelişiyor,üretkenleşiyor.Bu çeşitlilikte ağzımızda farklı tatlar bırakan yapımlar geliyor,gidiyorlar.İşte incir reçelide ağızda kendine has tadını bırakan filmlerden.Sade,gösterişsiz bir biçimde söylemek istediğini söylüyor ve "yeterli" sıfatını kazanıyor.En önemliside cemiyete müzisyen-oyuncu kimliklerini aynı bünyede barındıran Sezai Paracıkoğlunu tanıtıyor:)Şahane bir performansla bizi selamlıyor aktör.Devamını ve kariyeri takibe alıyoruz,albümünü bekliyoruz...
puanım:
6/10

Esas kız:

Esas oğlanın filme ve Türk Sineması’na olan saygısından filme kazandırdığı “kendine has” niteliğini benim pek göremediğim, sıradan olarak nitelendirdiğim bir filmdi. Bir mesajı olan ve onu iletme çabasında olan bir film. Ve bu açıdan bakarsak çabası karşılıksız değil fakat beni büyüleyen bir film değildi. Üzgünüm aşkım:). Ama Sezai Paracıklıoğlu’nun keşfi konusunda sevdiğime katılıyorum. Türk sinemasına yakışan bir karakter, takdire şayan bir ses…

Puanım:

6.5/10

::sevgili günlük::

Teknik aksaklıklar nedeniyle ara verdiğimiz günlüğümüze dönüyoruz artık...:)

4 Mart 2011 Cuma

::sevgili günlük::

2 Mart 2011

Bugün bol bol vaktimiz olup da nasıl harcayacağımızı bilemediğimiz bir gündü. Bu boşluk hissi bile çok hoşumuza gitti zira böyle vakitler her zaman olmuyor ve çok değerli bizim için. Aşkımla kahvaltı yaptık, sokaklarda boş boş dolaştık, market gezip çocukluğumuzu tatmin edecek yiyecekler aldık ve daha önce hiç yapmadığımız bir şey yaptık. Eleştirilerini okumadan, hakkında tam bilgi sahibi olmadan bir filme girdik. (Böyle olunca film hakkında önyargılı olmcakmışız eleştirimiz daha sağlam olcakmış sevdiğime göre:) Film yorumunu yazmayı esas oğlana bırakıyorum ve bu güzel gün için aşkımıza teşekkür ediyorum..

::sevgili günlük:

1 mart 2011

Bugün berbat bir rüyayla ağlayarak uyandım. Bir rüya yüzünden bu kadar ağladığımı ve bu kadar kötü bir rüya gördüğümü hiç hatırlamıyorum. Bana sevdiğimin kıymetini bilmemi öneren bir rüya gibiydi. Anımızı küçük şeyler yüzünden boşa harcamamızı, en değerli ve önemli şeyin varlığımız olduğunu hatırlatan korkunç ama anlamlı bir rüyaydı... Seni tahmin edebileceğinin de ötesinde seviyorum tadm..



esas oğlan:
Bende belki de bu rüyayı görmen gerekiyordu diye düşünüyorum sevdiğim.Artık daha az tartışıyoruz ve daha çok bizli vaktimiz var...Kahvaltımızda çok güzeldi bu arada.Yaptığımız yerde bana yağmurlu bir gündeki başka bir buluşmamızı hatırlattı:D

24 Şubat 2011 Perşembe

::sevgili günlük::

Bu sabah hiç ummadığımız iki insandan ilginç bir mektup aldık. Şık kırmızı bir zarfın içide elyazısıyla yazılmış iki ayrı mektup... Biri bana biri sevdiğime. Hayatımızın en güzel sürpriziydi muhtemelen. Bizi hem hayata bağlayabilecek hem de geleceğimizin varlığından şüphe ettirmeyecek bir sürpriz.  O kadar güzeldi ki bu düşünceyi sergileyebilecek adama hayran oldum. O kadar muhteşemdi ki mektubu okuduğumda gözyaşlarımla hem mektubu yazan mucizevi adama hem de yanımdaki eşsiz insana aşık oldum. En ilginç ve en cezbedici yanı da kuşkusuz mektubun gelecekten gelmesiydi. Geleceğin bilgisayar kullanan toplumundan kendini soyutlamayı başarabilmiş elyazısı ve mektup kullanan insanlar da kuşkusuz biz olabilirdik. Evet mektubu gelecekteki bizden aldık. Bize gelecekten küçük küçük ama umut vaadeden haberler veren sonsuz bir zerafetle yazılmış eşsiz bir mektuptu. Her kelimesinde o büyük aşkı hissettim. Her cümlesinde yazarlığını geliştirerek devam eden sevdiğmin romantikliğinden etkilendim. Ve mektubu büyük bir heyecan ve mutlulukla okudum. 

Sevdiğim bugün çok güzel bir sürprizle geldi karşıma. Evet varlığı sürpriz onun ve her anımızı mucize hükmünde yaşıyoruz ama bu sefer geleceğimizin de mucizeviliğini gösterdi bana. Hem de muhteşem bir seri başlattı bir nevi. Bu verdiği en anlamlı hediyelerden biriydi. O kadar etkileyici ve güzeldi ki. Mektubu gerçekte gördüğü rüyadan etkilenerek yazması da heyecanını artırdı. Bir solukta ve titreyerek okudum. Teşekkürler askım... Hem bana verecek olduğun muhteşem gelecek hem de bu eşsiz sürpriz için... Seni seviyorum...



esas oğlan:
Mektubu hazırlamak tüm gecemi alsada esasında tesekkür etmen gereken adam ben değilim hayatım:)birkaç sene sonra ona bizzat edersin.seni çok seviyorum...

18 Şubat 2011 Cuma

Maroon 5-She Will Be Loved

Amerikalı müzik grubu Maroon 5 ile yeni tanıştım.Farklı bir tarzları ve hoş bir üslupları var.Günün şarkısı onlardan...

::sevgili günlük::

esas oğlan:

Güzel bir gün geçirdik bitanemle.Ani bir kararla haydi gel sana bir süprizim var dedi ve dondurma yemeye götürdü.Tadı damağımda bir gün geçirdim tadımla...

Esas kız:

Arkadaşlarımla geçirip esas oğlanı beklettiğim KIRK dakkayı telafi etmeliydim. Ve uzun zamandır yapmayı istediğmiz bir şeydi. Darısı baklava isteğiğmizin başına...

15 Şubat 2011 Salı

::sevgili günlük::



(en çok kepçeyi beğeniyorum)
Esas oğlan:

Sevgililer günü vesile olmasada ona denk gelen hediye verme günlerimizden birinde biricik aşkımdan aldığım hediyelerle kendimden geçtim yine:)Çocuk tarafıma hitap eden ve o yönümü sevdiğini,farkında olduğunu hissettiren çok güzel düşünülmüş bir hediyeydi.Aylar önce alışveriş yaparken aa bu ne güzelmiş dediğim bir oyuncağı almış bana.Tesekkürler bitanem...

Esas kız:

En sevdiğim yönlerinden birini görmezden gelemezdim..İçindeki çocuğu da seviyorum tadm. Hayalimdeki kepçe olmasa da idare eder demi?:)... Esas oğlan da benim için romantikliğini konuşturmuş yine. Birlikte yaşadığımız anıları somutlaştırmış ve bana hiç tahmin edemeyeceğim bir hediye verdi.. Seyrilik aşkımızı kanıtlarcasına klaket albümümüzün içine serpiştirilmiş anılar. Daha iyisini umamazdım. Gerçi geçirdiğimiz anıları düşününce ortaya hayli az fotoğraf çıkmış...Zira hep yediğimiz içtiğimizi çekmekten kendimize zaman kalmamış. Bundan sonra anımızı etiketlemenin yanısıra o anın mimarlarını da onore etmeyi unutmcağımızı umalım:) teşekkürler aşkım...

13 Şubat 2011 Pazar

Graham Nash-Be Yourself



Folk-country türünün eşsiz temsilcisi graham nash abimizin kadife sesinden be yourself bu kötü günlerde esas kızı yumuşatır inşallah...

::sevgili günlük::

Esas kız inkar etsede değişen tek şey yaşadığım ev.Ve bu karar daha rahat etmem için verilmiş bir karar olsada esasen bizi ilgilendiren birşeydi.Bizim iyiliğimiz için alınmış bir karardı,nitekim beni huzursuz eden herşey onuda etkiliyor aşkından.Ama şimdiden pişman oldum...

::sevgili günlük:

Esas oğlan bugünlerde çok meşgul...
Beni olduğu gibi bizi ve hayatımızı da ihmal ediyo yeni hayatı uğruna...:'(

8 Şubat 2011 Salı

::sevgili günlük::

Bugün ve dün bizim için çok kötü günlerdi. Esas oğlanla aramız bozuk. Çok kırgınım ama bu aşkımdan ileri geliyor. Onu önemsediğmden..Umarım o da bunu biliyordur:(

Sevdiğim bugün hasta olmuş.. Bilmiyorum farkında mı ama benim lanetim bu malesef. Beni ne zaman üzse, kızcağım bir şey yapsa, rızam olmadan bir yere gitse başına bir şey geliyor.. Bugün de etrafta çokça dolaşan grip salgınına yakalanmış.. Hastaneye gidip bir iğne yedi.. Onunkinden fazla benim canım yandı.. Üzgünüm aşkım böyle olsun istemyorum ama canımı acıtma sende:)

25 Ocak 2011 Salı

Beirut-Elephant Gun



Günün ritmi harika grup beirut un bana göre en harika şarkısı elephant gun...

22 Ocak 2011 Cumartesi

Social Network



esas oğlan yorum:
Bu senenin en ses getiren filmlerinden biriydi kuşkusuz sosyal ağ ve bizde sinemada kaçırdık bari izleme listesine alalım dedik.Evet iyi bir film,özellikle ben gibi biyografik film hastasıysanız kaçırmamanız gereken bir yapım ancak şişirilmiş filmler listemede rahatlıkla girebilecek kapasitede:)David Fincher gibi bir usta ve iyi cast tercihleriyle çok iyi bir şekilde gerçeklik duygusu kazanmasının yanında,hikayeyi sanki bir şahsın çıkarına yazmışlar gibi bir duyguda uyandırıyor insanın içinde.Eduardo Saverin e yapılan haksızlara karşı eduardo o kadar beyfendi o kadar cool bir tavır takınıyorki ilk defa gerçekliğe yakılığında kuşkuya düşüyorsunuz.Genel anlamda oyunculuklar iyi,son yılların internet fenomeni facebook un varoluş aşamasındaki kalleşlikler,arkadaşlıklar,düşmanlıklar aracılığıylada toplumsal açılardan birçok sorular sormamızı saglıyor film kendimize:)Ancak oskarı hakediyor mu?tabiki hayır.sadece iyi bir film işte...
puanı:
7/10

esas kız:
Buram buram taraflılık kokan ama kimin tarafında olduğunu tam olarak çıkaramadığım orta kıvamda bir filmdi. Evet güzel oyunculuklar, müthiş hikaye, belki çekilmesi gereken bir senaryo ama bir şeyler eksik hissine kapılmaktan alamadım kendimi film boyu. Girişinin karanlık olmasına (kasvetli girişlerden hazetmem), devamında arka planda çalan müziğin rahatsız ediciliğine, karakterlerin rolü benimseyememesine bağladım. Ama hepsi anlıktı ve sonucunda genel bir yargıya ulaşmayı esas oğlana bıraktım.
Yine de anımı onunla film izleyerek geçirdim ve bu sıradan insanların elde edemeyeceği EŞSİZ bir lüks. İzlenmeye değer bir seyirlikti. En azından oscar maratonunda yorum yapabilmek için fikir sahibiyiz. Benimde puanım sevdiğiminki gibi şişirilmemiş cinsinden.
puanım:
7/10

11 Ocak 2011 Salı

::sevgili günlük::



10 ocak 2011

Yeni lezzetler denediğimiz, eğlenceli ve muhteşem bir gündü.

-----------------------------------------------------------------
Esas oğlanın notu:

Hangi gün olduğunu hatırlayamasamda kesinlikle harika bir günmüştür tadımla tatlandırdığımız.Bende birkaç tadılası günden fotolar ekleyeyim dedim...
(Hindistan ceviziyle tanışmamız ve esas kızın krallara layık meyve tabağı)

9 Ocak 2011 Pazar

Ennio Morricone-Titoli

Western esintileri eşliğinde...

7 Ocak 2011 Cuma

::sevgili günlük::



Küçük bir kaçamak.Kısa bir bizli süre.Büyük mutluluk.Alın size mutlu bir çiftin tablosu:)

6 Ocak 2011 Perşembe

Karmate-Nayino

Açılış parçamız karadenizden karmate grubunun nayino su...

aşkımızın ritmi



Son projemde blogumuza playlist eklemekti.Amma velakin gerek işin mahareti gerekse görüntü itibariyle sade panel görünümümüzü kirletmesi beni bu yola itti.Beğendiğimiz severek ailece dinlediğimiz şarkıları bu başlık altında paylaşacağım:)

esas kız:
Özenle seçilmiş birbirinden eşsiz 10 parça. Bana bir playlist oluşturur musun teklifiyle gittiğimde bu kadar özenli ve hevesli bir çalışma beklemiyordum doğrusu. Ama benim muhteşem sevgilim bunu da her şey gibi bizim için sıradışı bir hobi haline getirdi. Bu onun en mucizevi özelliklerinden.Dışarıdan sıradan bir şey olarak görünen bir aktiviteyi bizim için eşsiz yapmayı başarıyor her seferinde. Ve bu sefer beni mükemmel müzik zevkiyle bir kez daha büyüledi. Sıradaki listemizi sabırsızlıkla ve merakla beklemekteyim...

eşsiz günlerden yansımalar











1)Öğrenci menüsü o kadar lezzetliydi ki ancak çıkışta hatırımıza geldi foto çekmek:)

2)Geleneksel yemekhane günlerimizden birinden arta kalanlar:)kalamayanlar...

3)Bahçe kaçamaklarımızdan biri daha(yüzüğümü kaybettiğim bank:()

diğerleri: harika bir film gününden...

patates salatası yapmayı öğrendim




Evet yanlış duymadınız.Esas oğlan artık mutfakta.Bir haftadır sevdiceğimin engin bilgileri doğrultusunda sırasıyla köstebek pastası,rus salatası,eşsiz puding,baharatlı tavuk ve patates salatası yaptım:)

esas kız:
Aramızda kalsın ama mutfağa bu kadar hevesle girmesi beni çok mutlu ediyor;).Ve itiraf etmeliyim ki eline çok yakışıyor ve mükemmel bir aşçı olma yolunda sadakatle ilerliyor...(beni geçeceğinden korkmaktayım:)