30 Nisan 2010 Cuma

::sevgili günlük::




Bugün eşsiz bir alışkanlığın ilk tohumlarını attığımızı hissettim.Geçenlerde gittiğimiz piknik alanına -ki şehrimizin en güzel ağaçlık alanlarından biridir-,küçük,yerden 50 santim yükseklikteki,köşk dediğimiz ahşap yapıya yerleştik.Cipsimiz ve kolamızla tam bir piknik havasında olmasakta,yazın ilk günlerini değerlendirmek adına hoş bir faaliyet olarak başladı.Sonra biraz müzik dinledik.Benim seçkimden esas kıza çevirmesi için ingilizce şarkılar daha ağırlıktaydı:)Ve yürüyüş yapmaya karar verdik.Başarısız bir barfisk denemesini saymazsak iyi gidiyordu ancak yolun daha başında aklıma bir fikir geldi.Hava harikaydı,az ilerdeki köşke yerleşip birbirimize kitap okumalıydık.Yeterince dalarsak eğer kendimizi el değmemiş bir ormanda insanın meziyetlerinden en yücesi olduğunu düşündüğüm bir uğraşı,en muhtesem duyguyla karıştırıp eşsiz bir deneyim yaşayabilirdik.Öngördüğüm gibi oldu.Erkek karakterleri ben okudum...

Kendinize göğe baktığınızda çam yeşilininde tuvale dahil olduğu bir perspektif bulun,kitap ve esas kızınızla birlikte yerleşin kuytu bir köşeye.Eğer o anda hissettiğiniz duyguları kelimelere dökebilecek kabiliyete sahipseniz eğer,size şevkle kulak veririm.Göründüğü gibi ben başaramadım:)

29 Nisan 2010 Perşembe

::sevgili günlük::



Eğer benim gibi beceriksizseniz(ki normal bir erkeğin olması gereken budur:) mutfakta yaratım ile ilgili sürprizler sevdiğinizi çok memnun edebilir.Nitekim normal bir gözlemci bile bilirki siz mutfakta birşey yapmak için gerekenden kat kat fazla enerji ve emek sarfettiğiniz zaman başarı olabilirsiniz ancak:)Bu yüzden yaptığınız bir tarhana çorbası,sevgilinize kraliçelere kayık bir öğün veya orduları doyuracak bir azıkmış gibi görünebilir.Velhasıl özel günlerde yemekleri sizin hazırlanamanız çok yerinde bir jest olur genelde...

Bu durumun bir benzerini bugün yaşadık.Esas kız hastalandı ve onun acısına ortak olamayan ben bari hafifleteyim diye derhal eve getirdim.Aklımda tarhana çorbası yapmak vardı ama o aç olmadığını söyleyip bu hayalimi bertaraf etti.Bana da asırlardır,sevgilileri tarafından sevdiklerine bir şifa aracı olarak sunulmuş biricik değerimizi ortaya koymak düştü."nane":).Isıtıcıda ısıtılmış su ve bir kaç yaprak yaş nane ile günün adamı olmuştum.Ancak bu ucuz performansımı takip ettiğimiz diziden bir bölümü beraber izleyerek kurtarabildim.Gerçekten eşsiz bir deneyim.Tavsiye edilir...

(bundan sonra dizilerimizi de ekleyeceğim buraya.güzel olacak umarım)

27 Nisan 2010 Salı

How to Train Your Dragon



Aşağıda detaylı anlatılan muhteşem günde seyretme lüksüne sahip olduğumuz film "ejderhanı nasıl eğitirsin" idi.

yorumum:
Uzunca bir süredir beklemekteydim ben filmi ve her fırsatta esas kıza buna gitmeliyiz dedim durdum yıl içinde:)Nitekim dreamworks ün pixarın up ına cevaben çıkardığı bu film up a ramak kala filmi olarak zihnimde sarsılmaz bir yere sahip oldu.Dokusal manada pixara yetişebilmesi için daha çok fırın ekmek yemeleri gerekse de başarılı bir hikaye,sağlam karakterler ve ince düşüncelerle o ayara doğru seyirlerinde bir ivme kazandılar gözümde.Nitelikli karakterlerinin her birini keşfedebilecek kadar zaman bırakmışlardı seyirciye.Başın ve sonun eşlikli olması ise gerçekte zarif bir espriydi.Ejderhaların konuşabildiği fiyaskolardan olmaktan şık bir çalımla kurtulmuşlar ve bir canavarlıkta katınca gerçekten muhtesem bir ejderha profili yakalamışlar.Pek söze gerek yok aslında.
puanım:
8/10

yorumu:
Karakterler çok iyiydi.Seslendirme müthişti.Tam bir viking havası vardı filmde:)
puanı:
8,5/10

(up ı biz beraber izleyememiştik.Ama ikimizde çok etkilendik ve izlediğimiz en muhtesem animasyon olduğunu her fırsatta dile getirmekteyiz.o 9 ben 9,5 puan vermiştim ona.)

::sevgili günlük::



(sonunda geldi aklıma çekmek:)yarım kilo kadar vardı muhtemelen)

Sevgili günlük, biliyorsun ki ben ikinci öğretim,esas kızımızda normal öğretim olduğu için gün içinde uzun saatli faaliyetlerde bulunmamız pek mümkün olmuyor:)Uzun saatli faaliyetlerimizden en çok özlediğimde sinema oluyor haliyle.Ancak bugün bir istisna yaptık,şartları zorladık ve 11,30 seansına sinemaya gittik.Çok ilginç bir tesadüf eseri koskoca salonda sadece ikimiz vardık.Sanki salonu kapatmışız gibi rahat rahat bir seyirlik oldu.Tadınada doyamadım.Film arasındada alışveriş merkezinin,benim tabirimle "dökme jelibocu" sundan resimde gördüğün jelibonları aldık.Yaşadığım en güzel sinema deneyimiydi.Sağsalim dersine de yetiştirince esas kızı hatırlanılası bir güzel gün olarak buraya kaydetme ihtiyacı doğdu haliyle:)...

26 Nisan 2010 Pazartesi

::sevgili günlük::



Aman allahım ne gündü ama.Bardaktan boşalırcasına bir ahmak ıslatan,istanbulu aratmayan bir trafik:)Islanmışsanız bilirsiniz, yagmur geçer ama insanlar yağdıgını bile farketmeyebilir.Size de uzaydan gelmişsiniz gibi bakarlar.Vah vahlar,tüh tühler ve bıyık altından gülüşler eşliğinde bir otursam mı oturmasam mı kaygısıyla ayakta kalırsınız otobüste.Ama birşey farkettim,artık esas kız yanımdayken kimseyi-hiçbirşeyi umursamıyorum.Dünya dönüyor yine belki ama bizim kendi küçük alemimizin ivmesi çok daha farklı.Bu soyutlanmış evrendeyken,beşeri kavramlar bir tarafa zaman-mekan bile ehemmiyetsizleşebiliyor.Ha birde unutmadan değineyim,100 yılın altyapı projesi sloganı ile kolları sıvayıpta bu işi 100 yıl sürdürmeye kararlı olan belediyemizinde ellerinden öperiz.Herşeye rağmen bir "ilk" günüydü ki genellikle esas kızla yaşadığım ilkler eğlencelidir.İlk atletimize kadar ıslanma günümüz:) Eğlenceliydi...

22 Nisan 2010 Perşembe

::sevgili günlük::







Ben çocukları çok severim.İyide anlaşmışımdır şimdiye kadar.Ancak elimde büyümekte olan bir tanesi var ki sormayın.Amcamın kızı beste beren:)Esas kızında beğenisini kazanacak kadar şirin bir o kadarda hınzır kereta:)onu çok seviyoruz.Bizim de olsun öyle bir tane...

::sevgili günlük::

Şehrimizin güneşli-ılık günlerinden birinde erken çıkılmış bir dersin ertesini hoş bir öğle yemeğiyle değerlendirdik bugün.Menümüzde lahmacun,kıymalı pide ve kola vardı.Tatlı niyetine de jelibon:).Kampüsün hemen kenarındaki piknik alanında,çamların altında muhtesem bir saat geçirdik.Müzik dinledik(bob dylandan çeviri yaptı aşkım bana),konuştuk.Eğer sinema salonuna gitmeye değecek film yoksa,boş bir öğleden sonranızı bu şekilde değerlendirebilirsiniz.

21 Nisan 2010 Çarşamba

::sevgili günlük::



Evet.Bugün yine geleneksel evde kahvaltı günlerimizden birisiydi:)Ancak uykucum yüzünden 13 sularında yaptığımızdan ötürü haliyle menüde biraz farklılaştı.Yoğurt ve hazır çorba.Şu tavuklu şehriyelilerden.Eğer sizde geç kalınmış bir güne uyanmışsanız ve yemekten fazla birbirinize vakit ayırmayı yeğliyorsanız isabetli bir seçim olabilir sizin için de...

17 Nisan 2010 Cumartesi

::sevgili günlük::



Bizimkisi gibi oturmuş ilişkileri olanların sık sık şikayet ettiği konulardan birisi de artık birlikte yapabilecekleri ilginç aktiviteler bulamamaları.Sinema,çay bahçesi evresini geçtiklerinden dem vurup kahır çekmeleri:)Onları dinledikçe kendimi,ilişkimden ötürü ne kadar şanslı saydığımı varın siz düşünün artık.Abartıyorsun diyeceksiniz ancak onunla sinemaya her gidişim ilk gidişim gibi ve birçoklarının aklına geldiği gibi karanlık bir ortamda sevdiğimle başbaşa kalabilmek değil beni cezbeden(tabi ki aklımın bir köşesini bulandıran minik bir etken olarak da yadsınamaz:).Asıl ilgimi çeken,en sevdiğim insanla en sevdiğim uğraşlardan birini yan yana gerçekleştirebilmek...

Esasen yaptığımız herşeyde biraz ilginçlik ve eğlencelilik var onunlayken.Nitekim hep bir keşfediş sözkonusu.Bitmek tükenmek bilmeyen "o" nu tanıma süreci birlikteliğimiz.Mesela geçen gün bir züccaciyeye girdik.Tabaklar hakkında konuşup beğendiğimiz bardakları seçtik.Kumbara almaya niyetlendik.Biricik,minicik kuzenim beste için egzantirik bir kaşık aldık.2 küsur saatin nasıl geçtiğini şu an bile anlayabilmiş değilim.Esas kız hakkında bir dolu bilgi edinebildim ve bu bilgileri biriktirme evresi gerçekten çok keyifli benim için:)Size de tavsiye ederim...

(Bu arada söylemeden edemeyeceğim.Bir önceki filmin yorumunu gönderdiğinde ilginçtir burada ki dizilişte gönderdi.Yorumum-puanım şeklinde.Eğer bir keşfediş sözkonusuysa -aşkım sana sesleniyorum:)- bunu bana hemen söylemeli.Nitekim ben bu blogu ona doğum gününde söylemeyi planlıyorum.)

14 Nisan 2010 Çarşamba

ONCE



"Film,izlerken yarısında kalan filmlerimiz arasında en yarım bırakılmayacası:)Karakterlerin oyuncularla ilintili kimlikleri sayesinde gerçeğe de tutunan hikayesiyle,oyuncuların eşsiz sesleriyle,harika parçalarla gerçekten izlenilesi bir film...Standart aşk hikayesini kendine özgü engelleriyle ilginçleştiren ve aynı zamanda dostluğa da dönüştürerek hikayeyi sağlamlaştıran bir ilerleyiş...İzleyip yorumlaşalım."

yorumum:
Sadeliği ve doğallığıyla beni mest eden senaryosuna,müzisyen olmalarından ötürü (-ki filmi çekme sebepleri zaten şarkılar gibime geliyor:)inandırıcılığında geldiği muhtesem bir haz duygusu eşlik ediyor izlerken.Herşey hayattan kopupta gelmiş gibi.Ve sanki hayatın bir parçasına tanık oluyormuşcasına çekiliş tarzıylada,kendine özgü olma yolunda fersahına fersah katıyor film.Söylenebilecek fazla birşey yok.Aptal bir sırıtış eşliğinde izlediğimiz filme sonlara doğru bir kaç damla feda edenlerimizde yok değil hani,uyarılır:)
puanım:
8/10

yorumu:
Teknik açıdan çok zayıf gözüktü gözüme.İnsanın içini karartıyor ve böyle hayat olur mu dedirtiyor.Ancak ilginç bir çekim tekniği var.Doğallıktır belki de bunu sağlayan.Şarkılar çok hoş ama baştan sona çalmaları boğuyor bazı yerlerde.Sonunuda beğenmedim...
puanı:
7,3/10

9 Nisan 2010 Cuma

::sevgili günlük::

Vizelerimizin bittiği gündü bugün ve bizde "Zindan Adasına" gitmeye karar vermiştik ki son gösterim gününü bir günle kaçırmışız.Esas kızın kararıyla da evde izlemek üzere bize doğru yola çıktık.Günün başından beri inişli çıkışlı olan ilişki psikolojimizi benim yoğun çabalarımla anca toparlayabilmiştik.Kızarmış piliç,ayran vardı menümüzde ve ben evin boş olmasını dilerken bir de ne görelim.Annem ve karnı burnunda ablam temizlik günü ilan edivermişler bugünü.Ailecek yedik yemeği ve esas kızı olması gerektiği gibi zorla ikna ettim odama geçmek için.Tanrım...Kadınlar ne kadarda birbirlerine yardıma düşkünler bu kadar.Filmin (Fantastic mr. fox) yarım saati geçmişti,baktım keyfi yok bizimkinin hadi madem deyip bizde giriştik temizliğe.Hepi topu 3 saatimiz vardı zaten o da temizlikle harcandı ancak böyle aktivitelerinde ilişkiye çok yararlı olduğunu farkettim.Ve ilk defa odamı toplarken keyif aldım.O bana bahşedilen en büyük hediye...

6 Nisan 2010 Salı

::sevgili günlük::



İnternet bağlantımın elimde olmayan sebeplerden ötürü kesilmesi ve vize haftamızın araya girmesi nedeniyle bu aralar bir durgunluk yaşıyoruz:)Bunu da aşarız inşallah...