26 Şubat 2010 Cuma

Zombieland



Esas kıza filmle ilgili not:"Zombi filmlerini sevmekte çok önemlidir.Nitekim sadık hocanız olarak ben çok severim bu alt türü:)Simon pegg oyunculuğunda çekilenler ile yavaş yavaş alıştığımız komedi-zombi karışımı adeta artık yok olmaya başlayan türü yeniden ateşlendirdi:)Ve bunun en güzel örneğide ortaya çıktı geçenlerde.Şimdiden kült filmler arasında sayabileceğimiz aynı zamanda popüler kültüründe onayını alan zombieland den başkası degil tabiki bahsettiğimiz.hadi izleyip yorumlaşalım..."

yorumum:
Film bir zombi filmi hayranı olarak beni tatmin etti.Ne kadar da kalabalık şehirleri seçmesede, terkedilmişlik havasını iyi hissettirmişler.Gerçek hayata ve kendi türüne ince göndermelerle filmi eğlenceli bir kıvama sokmuşlar.Kuralları izah etmesi,yan hikayeleriyle hüznü yakalaması ve tabiki de kız kardeşlerle ters köşe olduğumuz sahnesiyle tam bir zombi-komedi başyapıtı oldu benim gözümde...
puanım:
8/10

yorumu:
Çok başarılı bir filmdi bence.Terkedilmişlik havası çok iyi verilmişti.Mantıksızlıkları da vardı mesela adamın lunaparkta bütün zombileri öldürmesi gibi ama komedi zaten.Gözardı edilmeli.Oyuncular çok başarılıydı.Kurallarda daha bir profosyenellik katmış sanki:)Güzeldi sahnelere yazması.Hem üzüldüm hem güldüm hem de eğlendim filmde.Çok küfür vardı ama...
puanı:
8/10

22 Şubat 2010 Pazartesi

Nick And Norah's Infinite Playlist



"Bu dersimizin konusuda ucuz filmlere şans tanımak.Ucuzluktan kasıt değer babından ziyade eleştirmen yorumu ve puanlandırmalarıdır zira hiçbir film değersiz degildir.Ülkemiz şartlarında bir filmi edinince ilk başvurulabilecek kaynaklar temel özellikleri ve evrensel puanlaması açısından imdb.com ve zeki,ince yorumları açısından ekşi sözlük olur genelde.Yani en azından benim böyle:)Eğer burada eleştiriler kötüyse ve puan düşükse genelde o filmden uzak durmanızı tavsiye edebilirim.Ancak bazı filmler vardır ki sizi çeker.Bir şekilde yakınlık duyarsınız.Böyle filmlerde insiyatifi elinize alın ve hayal kırıklığına uğrama riskine rağmen bu filmi edinin.Bu iki kaynakta fazla öne çıkamamış(ekşisözlük için bu pek mümkün olamasada:) bir yapımı değerlendireceğiz şimdi.Nick And Norah's Infinite Playlist.Sizede ilginç geldi degil mi?Haydi bir şans tanıyalım ve yorumlaşalım..." esas kız için küçük notum...

yorumumuz:
Eğer sevdiğinizle boş vaktiniz varsa ve bunu film izleyerek geçirecekseniz öyle yüksek beklentilere girmeden şans tanıyabileceğiniz bir gençlik filmi olmuş.Çerezlik diye tabir edilen filmlerden biraz ayrılsa da yinede öğünlük bir film olamamış:)Klasik aşk üçgeni,sonradan farkedilen,seksi olmayıpta sevimli olan yetenekli kız ile esas oğlanı buluşturan senaryosuyla hoş 2 saat geçirmiş olursunuz.Filmin soundtrackı da başarılı...

(Film hakkında fazla bir söz alamadım ağzından esas kızın.Genel itibariyle basit bir film olduğunu,işlenilen aşkın ve ortamın bizimkinden ne kadar farklı olduğuna değindi.Ne kadar şükretsek azdır halimize dedi ki sormayın:)

puanımız:
6/10

20 şubat cumartesi...

::sevgili günlük::



Eğer yaşadığınız şehirde kaybolma deneyimi daha yaşamamışsanız en kısa zamanda yaşamanızı tavsiye ediyorum:)Öyle ahım şahım bir kayboluşta değil üstelik.Yanlış bir semte giden bir halk otobüsüne bindiğinizi farketme aşamasından hemen sonra içinizi kaplayan o farklı duygu,değinmek istediğim.Hele de Denizli gibi alt yapı çalışmaları neticesinde her bir yol kapatılmışsa, otobüsün gitmesi gerektiği yere gitmediğini anlamakta zorluk çekebilirsiniz.Ama yakınma değil tabi ki bu:)Yanımda esas kız varken ne mümkün.Ha bir otobüs ile 20 küsur dakikada ha 3 otobüsle 1 saati aşkın sürede varmışız hedefimize ne farkeder...:)

Gündüzünüzü otobüslerde geçirdikten sonra minik bir tartışmanın ardından geceye birer porsiyon iskenderle renk geldi diyebilirim.İçinde minik minik replikler olan bir kitap hediye etmişti bana üstelik.Üstüne de güzide üniversitenizin yapma gölünün kıyısında,ay ışığı altında sohbetleşmenin tadını size anlatamam.Teoman şarkıları eşliğinde.Yani hepi topu bir gölcük size okyanus görünebiliyor ağzınızda aşkınızın tadı varken bunu anladım.Anlatılmaz yaşanır günlerimden biriydi esasında bu.Benimkide kelimelerin kifayetsizliklerini sınamak sadece...

19 şubat cuma...

14 Şubat 2010 Pazar

the illusionist



Bu gece hesapta olmayan bir film izledik.Normalde ben ona dvd yi verir her filmede bir not yazarım eğlenceli olsun diye.Bu gece o bana yaptı:)tv 8 de uzun zamandır izlemek isteyipte bir türlü fırsat bulamadığım "sihirbaz" filmi varmış.Bana mesaj attı küçük not niyetine."Ben böyle sarımtrak filmleri çok severim.eski gibi olanları" dedi.Bende kayıtsız kalamadım ve sevgililer günü akşamını edward norton oyunculuğu ile şenlendirdik.

yorumum:
Film gerçekten başarılı.Hikayesi olağan bir sihirbazlık hikayesi kılığına büründürülmüş bir ters köşe senaryosu.Öyle ki filmin son 15 dk sına kadar benden alabileceği not 7civarıydı.Arka planıda incelikle işlenmiş.Mekanlar falan gayet inandırıcıydı dönem filmine yakışacak kalitede.Bir çift olarak seyrine doyamadık.Paul Giamatti ise tek kelimeyle harikaydı:)Tek sorunum düblaj izlemek zorunda oluşumdu.Ve o reklamlar.ahh ah.
puanım:
8,5/10

yorumu:
Prestijden daha iyiydi bence.Benim favori filmlerim arasında yerini aldı tadım:)Şaşırmıştım sonunda, hem böyle olmalı hem açıklamalı.Hem de mutlu etmeli dediğin gibi.Sonuç olarak iyiydi hoştu.Seninle izleyip,yorumlaşmak ayrı bir hoştu:)
puanı:
8,8/10

13 Şubat 2010 Cumartesi

::sevgili günlük::

Yarın sevgililer günü ancak biz bugünden kutladık nitekim yarın esas kızın evden çıkabilme ihtimaline güvenemiyorduk.Ailesinin benden haberi olmadığı gibi birde aşırı kontrolcüler.Bu buluşmayı da acilen ayarladığımız için ben ona sadece bir kek pişirdim,bir bileklik aldım(aslında taşlarını alıp kendim yapcaktım ancak takdir edersiniz ki vakit yoktu:) ve yarısı yazılmış bir şiir armağan ettim.Gerisini onun getirmesi sözüyle birlikte.Bütün aksiliklere rağmen yine güzel günler arşivimize girebilecek nitelikte bir gün yaşadık.Ona minnettarım...

12 Şubat 2010 Cuma

The Lake House




Esas kız için filme eklediğim not.
"Yeniden çevrim genellikle uzakdoğu sinemasından,avrupadan ya da çok eski bir başyapıt filmden yapılır.Yani bu paragöz firmaların(genellikle holyvudlu firmaların) eski bir kaynaktan tekrar beslenmek istemelerinin bir sonucudur.Ve ne yazık ki yüzde 90 ı hüsranla sonuçlanır.Filmin senaryosunun temel direklerine dokunulmaz genelde sadece günümüz şartlarına ve ortamına uydurulup birkaç değişiklik yapılır.Şimdi "il mare" in yeniden çevrimi olan "The Lake House" a bir bakalım ve konu hakkında yorumlaşalım.The Lake House bakalım yüzde onluk dilime girebilecek mi?"

yorumum:
İl mare e göre daha gelişmiş bir teknikle çekildiğini filmin dokusundan anlamak mümkün ancak bu yine de gözümde il mare in daha samimi ve özgün olması gerçeğini değiştirmiyor.Kurgusu itibari ile uzakdoğulu kaynağından biraz daha zayıf.Ve aklımızda uyandırdığı,zamanla ilgili soruları daha bol.Ancak Keanu Reeves ve Sandra Bullock u izlemenin keyfide apayrı.Çift olarak izlediğimizdende Sandra Bullock un aşkını çok daha net göstermesi beni ayrıca etkiledi:)Ve bu artılarıyla kılpayı yüzde onluk o dilime girmeyi başardı gözümde.
puanım:
7/10

yorumu:
Teknik ve kalite farkı çok sevgilim.Bunda mesela hani sahneler arasında geçiş yaptılar ya, çok hoştu.Başarılı.Öbüründe takılan bazı şeyler vardı mantıksal açıdan, bunda da var.Yanımda olsan belki açıklayabilirdin ama...Yüzde 90 a girmez heralde.:)
puanı:
8/10

ps:(size söylemediysem eğer,birçok filmi ayrı yerlerde aynı anda izliyoruz yaş ve aile muhalefeti nedeni ile)

::sevgili günlük::

Sevgili günlük.Bugün esas kızla birlikte mezun olduğumuz liseyi ziyaret ettik.Lise günlerimizi anımsatması hoş olsada oradaki anılarımızın tekrar yaşanmayacak olması bizi fazlasıyla üzdü.Hocalar bıraktığımızdan daha samimiydi.Davranışlarıda bizi daha bir olgun gördükleri yönünde cesaret vericiydi.Esas kız ö.s.s de yaptığı derece yüzünden çok meşhurdu zaten aralarında.Benim geri planda olmam onuda rahatsız etmiş olacak ki erken terkettik orayı:)Biraz bekletilmiş hissine kapılmaya engel olamadı ancak yinede...Bize gelirken karınlarımız açlıklarını hatırlattılar gürültülüce.Bizde kızarmış tavuk ve kola alıp bir güzel sefa çektik.Ellerimizle birbirimize yedirdik:)Kesinlikle her ilişkide mevcut olması gereken anlardan biri.Adeta o deterjan sloganını haklı çıkaran andı o an:)Kirlenmek güzeldir...

11 şubat perşembe...

10 Şubat 2010 Çarşamba

::sevgili günlük::



Umarım sevgiliniz iyi bir aşçıdır diyerek başlamak istiyorum söze.Zira bugün hayatımda ilk defa cevizli un kurabiyesi yedim ve gerçekten çok beğendim.Görünüş itibari ile yukarıdakilere benziyor.Böyle küçük küçük ve içindede ceviz var:)İnternetteki tariflerde hep düvülmüş cevizle yapılanlar var ancak esas kızın yaptığındakinde bütün bütündü cevizler.Aklıma tarifini almak gelmedi,bu girdiyi okuyupta merak eden olursa alırım tarifini(pek merak eden olacağını sanmıyorum ama:)Neyse söylediğim gibi iyi bir sevgiliniz olması için iyi bir aşçı olmalı o ilişkide en az 1 tane:)Ya da anneler aşırı hamarat olmalı ki aratmamalılar fazla.Şükür ki bende ikiside mevcut.(sevgili günlük diye girdik söze ancak yine verdik bir tavsiye:)

9 Şubat 2010 Salı

Açlık Oyunları



Fantastik bir roman serisi.Yazarı Suzanne Collins ve gerçekten güçlü bir kalem.Biz çift olarak aynı anda okuduk ve çok beğendik.Serinin ikinci kitabı Ateşi Yakalamak'ı da en kısa zamanda okuyacağız(esas kız başka başka kitaplar okuyup durmasa çoktan okurduk)Serinin 3,kitabı bu sene içinde basılacakmış ve seneyede sinema filmi olarak geliyormuş.Merakla beklemekteyiz.Tavsiye ederiz...

(Bu blogu açmadan önce okuduğumuz için sadece benim yorumum bulunmakta.Bundan sonraki kitap tavsiyelerimizde esas kızında yorumu olacak filmde olduğu gibi.)

8 Şubat 2010 Pazartesi

İl Mare


"Bu filmi uzakdoğu sinemasına giriş niteliğinde bir ders olarak alabiliriz.Kısaca özetlemek gerekirse uzakdoğu sineması,vurdulu kırdılı filmlerini bir tarafa ayırırsak içinde kendine has geleneklerini ve kültürünü barındırabilen,holyvudçu olmaya çalışmayan,çok naif bir yapıya sahiptir.İhtişamlı değil ama zariftir.Düşük bütçeli korku ve romantik-komedi fimleri kotarırlar.Öyle muhtesem örnekleri vardır ki tadından yenmez.Öyleki birçok uzakdoğu filminin(bu da dahil) remake(yeniden çevrim) i çekilmiştir holyvudçılarca.Zaten bir sonraki dersimizin konusu remake i tanımak ve ondan uzak durmak olacak:)il mare konusu itibari ile çok farklı bir duygusal film olarak karşımıza çıkıyor.izleyelim ve yorumlaşalım..." filme dair eklediğim kısa not esas kız için:)

yorumum:
Kurgu için çok tehlikeli olabilecek zaman kavramını eline yüzüne bulaştırmadan kotarabilmişler filmi helal olsun.Ve duygusal film tadıyla bilimkurguyu çok güzel harmanlamışlar.İki tadı birlikte alabildiği ve esas kızla izleyebildiğimden olsa gerek ben çok beğendim.İlginç senaryosunuda ekleyince standartların üzerinde bir yapım ortaya çıkarılmış oluyor.
puanım:
7,5/10


yorumu:
Teknik açıdan biraz zayıf.Eski zaman Holywoodu gibi duruyor:)Ama senaryosu çok ilginç ve güzel.Ara ara çok durgunlaşıyor.
puanı:
7/10

haydi bakalım başlayalım...

"Sinema bir aşktır.Özenli bir takibiyet ister en edilgen unsuru olan izleyiciden bile.Ama nankör degildir.Bilirki yapılma sebebidir en edilgen unsuru...
Hayatın içinden bir an ya da hayattan kaçış olduğu için sevilebilir.Sevilmek için bir nedene ihtiyacıda yoktur zaten.Rakıylada gider,balıklada.Ancak dikkate şayandır iyi seçilmişse.Yalnızkende gider.İzleyip unutturabilir hatta yalnızlığınızı.Velhasıl hiçbirşey yerini tutamaz aşklaşırken sinemaya şahit olmanın.Elini tutamasanda bilirsin oralarda biryerlerde,senin için inanılmaz değeri olan bir bakışın sahibininde şu anda bu seyirliği seyretmekte olduğunu:)o yüzden sinema,paylaşımlara en güzel paylaşımdır..." giriş yazısı ile başladık bugün izlemeye.

::sevgili günlük::

Bugün çok güzel bir gün yaşadım esas kızın sayesinde.Romantiklere özgü hiçbir şey yapmadanda mutlu olabilmeyi öğrendim artık onun yanında.Sadece onunla aynı halk otobüsünde bulunmak bile bir harika:)Geleceğimi paylaşmak istediğim kişiyi şimdiden bulmuş olmak güzel şey doğrusu.Bunu bugün birkez daha anladım...

7 şubat pazar...

3 Şubat 2010 Çarşamba

niyet?...



Ben bir aşka mensubum.4 yıllık bir ilişkinin sonunda bu sözü gönlümce söyleyebiliyorum.Ne mutlu bana:)Artık herşeyimizle birbirimize aitiz.İki yarım ama bir bütün.Sizi buraya ilişkimizin detaylarını dinlemeniz için davet etmedim tabi ki...

Esas kız ve ben sinemaya çok düşkünüz.Bu birçok ortak özelliğimizden sadece bir tanesi.Ama kişisel olarak değerlendirdiğimde benim en çok beğendim paylaşımlarımızdan birisidir bu sanat.Ve haliyle daha ilgili olan ben, bu alanda onun hocasıyım.Haftada en az bir gün ona bir sinema dersi veriyorum.Sizlerle burada paylaşacağım içerikte bu olacak.Kısacası size ömürlük bir aşktan,seyirlikler anlatacağım...

Olayın konseptine kısaca değinmemiz gerekirse, esas oğlan bir film seçer.Bunun ben olduğumu dillendirebilmek bile bir lütuf benim için:)sonra esas kızımızla birlikte oturup izlerler.Yorumlar yapılır,puanlar verilir.Daha sonrada anlatıcınız esas kızdan gizli olarak verileri buraya girer.Sizde(potansiyel mutlu çiftlerimiz)bu çiftin deneyimlerinden yararlanmış olursunuz...