8 Temmuz 2011 Cuma

The Polar Express


Esas kız:

Animasyon olduğu için bir hevesle başladığım fakat aradığımı bulamadığım bir filmdi. Esas oğlanın da telkinleriyle tekniğini beğendik ve takdir ettik. Dokusu da hoştu fakat bizi tam anlamıyla yakalayamayan bir filmdi. Ama bir kez daha yabancıların kültürlerini koruma ve bunu çocuklarına aktarma azimlerine hayra oldum. Gerçekten iyi işler başarıyorlar. Biz reddetmeye çalıştıkça onların kabul ettiği kültür ve dinlerine ait olguları sinemalarını renklendirmiyor değil.:)

Puanım:

7.5/10



esas oğlan:
Bu animasyon pixarın bomba etkisiyle daldığı sektörde tek başına olmadığını kanıtlamak amacıylar warner bros tarafından dünyanın en iyi yönetmenlerinden birine hazırlattırıldı.Robert Zemeckis.Geleceğe dönüşlerin ve Forrest Gump ın yönetmeni.Başrolde çalışmayı çok sevdiği aktör arkadaşı Tom Hanks var.Netice de film teknik bakımdan o zamanın pixarını geçsede hikayelerinin büyüleyiciğinden yoksun olmakla bize pixarın sadece animasyon devi olmadığını kanıtlamış oldu:)
puanım:
7/10

The Dark Knight


Esas kız:

Esas oğlanın en sevdiği karakter Joker’in damgasını vurduğu eşsiz bir Cristopher Nolan filmi daha. Joker’in katlılarıyla ilk filmin etkileyiciliğini çok geride bırakan bir film. Sevdiğimle izlerken en çok keyif aldığım filmlerden biri. Olağanüstü oyunculuklarıyla filmi çok önlere taşıyan bir kurgu. Keşke ölmeseymiş dediğimiz mükemmel bir oyuncu. Müthiş bir seyirlik. Daha müthişlerini hep birlikte izlemek dileğiyle:). Önerene minnettarım…

Puanım:

8.8/10



esas oğlan:
İşte son 10 yılın sinema olaylarından birisi ve yine c.n.Artık dünyanın en iyilerinden biri ve en iyi filmi tartışmaya pek açık olmayacak bir şekilde gözlerimiz önünde.Kurgusuyla,yapısıyla ilgili sayısız olumlu eleştiri ve övgü düzebiliriz ama joker dediğimiz anda akan tüm sular duruyor.Heath Ledger.Onun gibisi gelemeyecek bir daha kuşkusuz ve bu film benim için onun anısı onun adı adeta.Ölümlü olanın o olduğunu ve can verdiği jokerin ölümsüz olduğunu bilmek acaba ona neler hissetiriyor diğer tarafta?
puanım:
10/10

Batman Begins


Esas kız:

Cristopher Nolan kuşağında esas oğlanın efsanevi filmi Batman’i bana sevdirme çabasıydı. Başardı da. Gerçekten muhteşem bir senaryo ve etkileyici bir kurgu. Kendisine hayran bırakan bir film. Christian Bale’in muhteşem oyunculuğuyla güçlenen fakat Bale’in Batman’in önüne geçemediği bir film. Ne denilir başka bilmiyorum ama esas övgüleri dizme işini esas oğlana bırakıyorum.:)

Puanım:

8.3/10



esas oğlan:
Batman esasında bizim kuşak için Tim Burton ve Michael Keaton demekti.Joker ise Jack Nicholson idi.Fakat George Clooney de fena değildi hani.Ta ki nolan bu işe de el atana değin.Şimdiye kadar olan tüm batman maceralarını silip gözümüzde olması gereken bu batman i yaratma çabası ile başladı ve batman başlıyor dedi bize.Tüm önyargılarımızı kırıp acaba nolan altından kalkabilecek mi bu maceranın dedğimiz kuruntularımızı dağıtıp batman budur dedi ve bizde eyvallah kardeşim dercesine kucakladık bu batmani.Sanki bale den başka batman,Michael Caine den başka alfred,Gary Oldman dan başka gordon olamaz gibi geldi.Saygıyla ve sevgiyle eğildik,jokeri beklemeye koyulduk...

puanım:
8,5/10

Inception


Esas kız:

Esas oğlanın bana Cristopher Nolan sevgisi aşılamaya çalıştığı ilk filmdi. Dört gözle beklediğimiz, hevesle gittiğimiz ve hayranlıkla izlediğimiz eşsiz bir film. Karmaşık kurgusuyla ilk dakikadan itibaren izleyicinin ilgisini yakalamayı başaran ve bu ilgiyi filmin sonuna kadar zorlanmadan koruyan bir film… Oyunculardan izler taşıyan ama oyunculukların fark edilir şekilde senaryonun önüne geçmediği bir film… Cristopher Nolanla tanıştığım ilk film fakat telepatiden ötürü yapmış yine yapacağını demekten alamadım kendimi. Ah bir de Akademi jürisinde aynı hisleri uyandırabilseydi… Gerçekten muhteşem bir seyirlikti sevdiğim. Minnettarım… :).

Puanım:

8.5/10



esas oğlan:
Artık büyük yönetmen dediğimizde aklımıza gelen ilk isimlerden olan genç yönetmen c.nolan ın harikalarından sonra gelen başyapıtı.Film birçok filmi hatırlatıyor ancak bir okadar da özgün.10 yıl önce perdede matrix i gördüğümüzde bu ne ulan ne yapmış adamlar dediğimizi hala hatırlıyorum ki gecen sene avatar ile bunu yaşadığımız iddaa edilmiş olsa da bence o senenin ve belki matrix e kadar geçen 10 senenin başyapıtı bu film olarak anılacak.Yeni olan birşeyleri yeni bir şekilde izleyebilmenin hazzını yaşatan yönetmene tesekkürler...
puanım:
9/10

Der Untergang


Esas kız:

Hitler’in hastalıklı psikolojisini gözler önüne seren, sıkıcı, fakat dönemi iyi yansıttığını düşündüğüm bir filmdi. Bir film olmaktan öte biyografik belgesel niteliğinde çekilmiş, bu yüzden de kayda değer, araştırma sürecinde izlenmesi gereken; fakat film keyfi yapma amacıyla başına geçilmemesi gereken bir seyirlikti.

Puanım:

7.5/10


esas oğlan:
Seyirliği ağır bir film harika bir belgesel:)esas kıza ödevinde yardmcı olması için izlemiştik.Bruno Ganz şiir gibi bir performans sergilemişti...
puanım:
7/10

The Pianist


Esas kız:

Holocaust araştırma sürecinde ilk izlediğimiz ve kuşkusuz en fazla etkilendiğimiz filmdi Pianist. O dönemin yaşanmışlığını, acılarını, haksızlıklarını en dramatik biçimde gözler önüne seren filmdi izlediklerimiz içinde. Çok başarılı bir film, çok başarılı bir oyunculuk… Bunda şüphesiz Roman Polanski’nin dönemin yaşayan şahitlerinden olmasının etkisi büyük. 20. Yüzyılda insanların bu kadar vahşileştiğini görmek ve o dönemin kurbanlarının günümüz soykırımcıları arasında olmaları çok acı…

Puanım:

8.5/10


esas oğlan:
Formunda bir Roman Polanski,harika bir Adrien Brody birleşince ortaya böyle bir yapım çıkmış haliyle.Şöyle geriye dönüp bakınca izlediğim ilk iyi filmin bu olduğunu hatırlatıyor zamandan geriye kalanlar bana.O yüzden objektif yaklaşamam bu yapıma:)saygıyla eğiliyorum ve en çokda insanın iliklerine kadar hissetirilen o uç duyguları aradığımı belirtmek istiyorum izlediğim filmlerde.Piyanist sayesinde...
puanım:
9/10

Schindler's List


Esas kız:

Dönem acılarını, her savaş dönemi bir kahraman gerektirir düsturuyla yansıtan bir film.:). Çarpıcı sahneler ve etkileyici oyunculuklarla sağlamlaştırılmış bir hikaye. Gerçekten izlenilesi bir film. Dönem filmi olması açısından detaylara önem veren ve ayrıntıları iyi yansıtan bir yapım. Etkilendim. Ama son sahnede kendime sormadan geçemedim. Acaba mezarına çiçek koyan kurtulmuş insanların, bir gün o vaat edilmiş topraklara sahip olmak uğruna, kendilerininkinden başka ırk ve din tanımayarak kendilerine yaşatılan acıların benzerlerini ve belki daha fazlasını başkalarına yaşatacaklarını bilseydi; Oscar Schindler mezarında mutlu ve umutlu bir şekilde uyuyabilir miydi…

Puanım:

8.2/10


esas oğlan:
Esas kızın bu muhtesem yorumu ve sonunda sorduğu etkileyici-gerekli sorunun üstüne ne denir ki?Sinemasal açıdan değerlendirecek olursak eğer,dört dörtlük bir dönem filmi cümlesi yeterli olur sanırım:)Ne söylemek istediğini,nerede duracağını ve ne şekilde söyleyeceğini bilen bir film ki zaten Steven Spielberg gibi bir ustadan daha azını beklemek haksızlık olur.Üzerine çok fazla şey söylenebilecek,farklı yönlerden sayfalarca hakkında yazılabilecek,sinema tarihinde kocaman bir yer işgal eden harika bir yapım tabiki de ama ben oyuncu seçimine bir parantez açmak isterim.Liam Neeson hiçbir zaman brad pittvari bir sükse yapmadı belki ama daima çok iyi oyuncu olmuştur ki bu film ile zirve noktasına erişmiştir bence.Ben Kingsley i hiç övmeye gerek yoktur heralde.Itzhak Stern karakterini üzerine bir elbise gibi giyişini gördükten sonra artık bir ustadır gözümde bu filmden sonra.Ralph Fiennes tekinsiz karakterlerin adamı bu filmdede döktürmekte her zamanki gibi ve bence filmin en iyisi...
puanım:
8,5/10

One Week


Esas kız:

Favori dizimiz Fringe’in esas oğlanı hatırına izlediğimiz basit ama keyifli sayılabilecek bir seyirlikti. Sevdiğimle yaptığımız eşsiz film günlerimizden birini ayırdığımız, biraz sıkıcı, biraz hüzünlü, bizim hayat felsefemizle örtüşmeyen fakat esas oğlanın motor tutkusunu kamçılamayı başaran bir filmdi.

Puanım:

7/10


esas oğlan:
Sinema zevki damağımda kendine has bir lezzet bırakabilen filmlerdendi.Buna rağmen mütevazı,yer yer sıkıcı bile olabilen bir dili vardı.Ancak Joshua Jackson abimizin peter dan başka bir adam olabileceğini görmek için bile katlanılırdı:)Birde o canım motor yok mu.e daha ne olsun...

puanım:
7/10

1 Mayıs 2011 Pazar

The Shins-A Comet Appears

efsane shins den...

::sevgili günlük::








26 nisan benim sahte doğum günüm ve hiç beklenmedik bir şekilde hediye aldığım ilk sahte doğum günüm oldu:)Biriciğim bana muhteşem bir ahşap araba almış onuda koleksiyona ekledik.Nisan ayı boyunca ölümsüzleştirdiğimiz bikaç anıda ekleyerek buraya koydum...

Shutter Island



Esas oğlan:
DiCaprio Titanikteki yakışıklı gençten beri beyaz perdede adeta evrildi.Şimdi jenerasyonunun en yetkin aktörlerinden biri.Martin Scorsese ustaya söyleyebileceğimiz düzebileceğimiz övgü-eleştiri kalmadı artık.Fetiş oyuncusu caprio ile başka bir güzel sanki usta.Filme gelecek olursak elbetteki en başta kurgusunun şahaneliğine değinmemiz gerekir.Olay örgüsünü o kadar iyi diziyor ki her imada ters köşeye yatıyoruz.Ve acabalarla bizi de edilgenlikten çıkarıp filmin içine çekiyor.Sonunda ucu açık finaliylede noktalıyor filmini ki bence filmi bu kadar iyi yapanda sonu.
Puan:

8/10

Esas kız:
Di Caprio nun eşsiz karakter oyunculuğuyla, sıradışı kurgusuyla, mükemmel dokusu ve çok yönlü sonuyla gerçekten kaliteli bir gerilim filmiydi. Film başından itibaren her aşamada farklı bir tahminde bulundurdu sonuna ilişkin. Sonunda yine farklı tahminlerle kendine has dokusunu korumayı başardı. Her sahnede gerilimi sonuna kadar hissettiren eşsiz bir seyirlikti. Önerene sevgilerle...:)
Puanım:
8/10

İncir Reçeli



Esas oğlan:
Son yıllarda Türk sineması artan bir ivmeyle gelişiyor,üretkenleşiyor.Bu çeşitlilikte ağzımızda farklı tatlar bırakan yapımlar geliyor,gidiyorlar.İşte incir reçelide ağızda kendine has tadını bırakan filmlerden.Sade,gösterişsiz bir biçimde söylemek istediğini söylüyor ve "yeterli" sıfatını kazanıyor.En önemliside cemiyete müzisyen-oyuncu kimliklerini aynı bünyede barındıran Sezai Paracıkoğlunu tanıtıyor:)Şahane bir performansla bizi selamlıyor aktör.Devamını ve kariyeri takibe alıyoruz,albümünü bekliyoruz...
puanım:
6/10

Esas kız:

Esas oğlanın filme ve Türk Sineması’na olan saygısından filme kazandırdığı “kendine has” niteliğini benim pek göremediğim, sıradan olarak nitelendirdiğim bir filmdi. Bir mesajı olan ve onu iletme çabasında olan bir film. Ve bu açıdan bakarsak çabası karşılıksız değil fakat beni büyüleyen bir film değildi. Üzgünüm aşkım:). Ama Sezai Paracıklıoğlu’nun keşfi konusunda sevdiğime katılıyorum. Türk sinemasına yakışan bir karakter, takdire şayan bir ses…

Puanım:

6.5/10

::sevgili günlük::

Teknik aksaklıklar nedeniyle ara verdiğimiz günlüğümüze dönüyoruz artık...:)

4 Mart 2011 Cuma

::sevgili günlük::

2 Mart 2011

Bugün bol bol vaktimiz olup da nasıl harcayacağımızı bilemediğimiz bir gündü. Bu boşluk hissi bile çok hoşumuza gitti zira böyle vakitler her zaman olmuyor ve çok değerli bizim için. Aşkımla kahvaltı yaptık, sokaklarda boş boş dolaştık, market gezip çocukluğumuzu tatmin edecek yiyecekler aldık ve daha önce hiç yapmadığımız bir şey yaptık. Eleştirilerini okumadan, hakkında tam bilgi sahibi olmadan bir filme girdik. (Böyle olunca film hakkında önyargılı olmcakmışız eleştirimiz daha sağlam olcakmış sevdiğime göre:) Film yorumunu yazmayı esas oğlana bırakıyorum ve bu güzel gün için aşkımıza teşekkür ediyorum..

::sevgili günlük:

1 mart 2011

Bugün berbat bir rüyayla ağlayarak uyandım. Bir rüya yüzünden bu kadar ağladığımı ve bu kadar kötü bir rüya gördüğümü hiç hatırlamıyorum. Bana sevdiğimin kıymetini bilmemi öneren bir rüya gibiydi. Anımızı küçük şeyler yüzünden boşa harcamamızı, en değerli ve önemli şeyin varlığımız olduğunu hatırlatan korkunç ama anlamlı bir rüyaydı... Seni tahmin edebileceğinin de ötesinde seviyorum tadm..



esas oğlan:
Bende belki de bu rüyayı görmen gerekiyordu diye düşünüyorum sevdiğim.Artık daha az tartışıyoruz ve daha çok bizli vaktimiz var...Kahvaltımızda çok güzeldi bu arada.Yaptığımız yerde bana yağmurlu bir gündeki başka bir buluşmamızı hatırlattı:D