8 Temmuz 2011 Cuma

Der Untergang


Esas kız:

Hitler’in hastalıklı psikolojisini gözler önüne seren, sıkıcı, fakat dönemi iyi yansıttığını düşündüğüm bir filmdi. Bir film olmaktan öte biyografik belgesel niteliğinde çekilmiş, bu yüzden de kayda değer, araştırma sürecinde izlenmesi gereken; fakat film keyfi yapma amacıyla başına geçilmemesi gereken bir seyirlikti.

Puanım:

7.5/10


esas oğlan:
Seyirliği ağır bir film harika bir belgesel:)esas kıza ödevinde yardmcı olması için izlemiştik.Bruno Ganz şiir gibi bir performans sergilemişti...
puanım:
7/10

The Pianist


Esas kız:

Holocaust araştırma sürecinde ilk izlediğimiz ve kuşkusuz en fazla etkilendiğimiz filmdi Pianist. O dönemin yaşanmışlığını, acılarını, haksızlıklarını en dramatik biçimde gözler önüne seren filmdi izlediklerimiz içinde. Çok başarılı bir film, çok başarılı bir oyunculuk… Bunda şüphesiz Roman Polanski’nin dönemin yaşayan şahitlerinden olmasının etkisi büyük. 20. Yüzyılda insanların bu kadar vahşileştiğini görmek ve o dönemin kurbanlarının günümüz soykırımcıları arasında olmaları çok acı…

Puanım:

8.5/10


esas oğlan:
Formunda bir Roman Polanski,harika bir Adrien Brody birleşince ortaya böyle bir yapım çıkmış haliyle.Şöyle geriye dönüp bakınca izlediğim ilk iyi filmin bu olduğunu hatırlatıyor zamandan geriye kalanlar bana.O yüzden objektif yaklaşamam bu yapıma:)saygıyla eğiliyorum ve en çokda insanın iliklerine kadar hissetirilen o uç duyguları aradığımı belirtmek istiyorum izlediğim filmlerde.Piyanist sayesinde...
puanım:
9/10

Schindler's List


Esas kız:

Dönem acılarını, her savaş dönemi bir kahraman gerektirir düsturuyla yansıtan bir film.:). Çarpıcı sahneler ve etkileyici oyunculuklarla sağlamlaştırılmış bir hikaye. Gerçekten izlenilesi bir film. Dönem filmi olması açısından detaylara önem veren ve ayrıntıları iyi yansıtan bir yapım. Etkilendim. Ama son sahnede kendime sormadan geçemedim. Acaba mezarına çiçek koyan kurtulmuş insanların, bir gün o vaat edilmiş topraklara sahip olmak uğruna, kendilerininkinden başka ırk ve din tanımayarak kendilerine yaşatılan acıların benzerlerini ve belki daha fazlasını başkalarına yaşatacaklarını bilseydi; Oscar Schindler mezarında mutlu ve umutlu bir şekilde uyuyabilir miydi…

Puanım:

8.2/10


esas oğlan:
Esas kızın bu muhtesem yorumu ve sonunda sorduğu etkileyici-gerekli sorunun üstüne ne denir ki?Sinemasal açıdan değerlendirecek olursak eğer,dört dörtlük bir dönem filmi cümlesi yeterli olur sanırım:)Ne söylemek istediğini,nerede duracağını ve ne şekilde söyleyeceğini bilen bir film ki zaten Steven Spielberg gibi bir ustadan daha azını beklemek haksızlık olur.Üzerine çok fazla şey söylenebilecek,farklı yönlerden sayfalarca hakkında yazılabilecek,sinema tarihinde kocaman bir yer işgal eden harika bir yapım tabiki de ama ben oyuncu seçimine bir parantez açmak isterim.Liam Neeson hiçbir zaman brad pittvari bir sükse yapmadı belki ama daima çok iyi oyuncu olmuştur ki bu film ile zirve noktasına erişmiştir bence.Ben Kingsley i hiç övmeye gerek yoktur heralde.Itzhak Stern karakterini üzerine bir elbise gibi giyişini gördükten sonra artık bir ustadır gözümde bu filmden sonra.Ralph Fiennes tekinsiz karakterlerin adamı bu filmdede döktürmekte her zamanki gibi ve bence filmin en iyisi...
puanım:
8,5/10

One Week


Esas kız:

Favori dizimiz Fringe’in esas oğlanı hatırına izlediğimiz basit ama keyifli sayılabilecek bir seyirlikti. Sevdiğimle yaptığımız eşsiz film günlerimizden birini ayırdığımız, biraz sıkıcı, biraz hüzünlü, bizim hayat felsefemizle örtüşmeyen fakat esas oğlanın motor tutkusunu kamçılamayı başaran bir filmdi.

Puanım:

7/10


esas oğlan:
Sinema zevki damağımda kendine has bir lezzet bırakabilen filmlerdendi.Buna rağmen mütevazı,yer yer sıkıcı bile olabilen bir dili vardı.Ancak Joshua Jackson abimizin peter dan başka bir adam olabileceğini görmek için bile katlanılırdı:)Birde o canım motor yok mu.e daha ne olsun...

puanım:
7/10

1 Mayıs 2011 Pazar

The Shins-A Comet Appears

efsane shins den...

::sevgili günlük::








26 nisan benim sahte doğum günüm ve hiç beklenmedik bir şekilde hediye aldığım ilk sahte doğum günüm oldu:)Biriciğim bana muhteşem bir ahşap araba almış onuda koleksiyona ekledik.Nisan ayı boyunca ölümsüzleştirdiğimiz bikaç anıda ekleyerek buraya koydum...

Shutter Island



Esas oğlan:
DiCaprio Titanikteki yakışıklı gençten beri beyaz perdede adeta evrildi.Şimdi jenerasyonunun en yetkin aktörlerinden biri.Martin Scorsese ustaya söyleyebileceğimiz düzebileceğimiz övgü-eleştiri kalmadı artık.Fetiş oyuncusu caprio ile başka bir güzel sanki usta.Filme gelecek olursak elbetteki en başta kurgusunun şahaneliğine değinmemiz gerekir.Olay örgüsünü o kadar iyi diziyor ki her imada ters köşeye yatıyoruz.Ve acabalarla bizi de edilgenlikten çıkarıp filmin içine çekiyor.Sonunda ucu açık finaliylede noktalıyor filmini ki bence filmi bu kadar iyi yapanda sonu.
Puan:

8/10

Esas kız:
Di Caprio nun eşsiz karakter oyunculuğuyla, sıradışı kurgusuyla, mükemmel dokusu ve çok yönlü sonuyla gerçekten kaliteli bir gerilim filmiydi. Film başından itibaren her aşamada farklı bir tahminde bulundurdu sonuna ilişkin. Sonunda yine farklı tahminlerle kendine has dokusunu korumayı başardı. Her sahnede gerilimi sonuna kadar hissettiren eşsiz bir seyirlikti. Önerene sevgilerle...:)
Puanım:
8/10

İncir Reçeli



Esas oğlan:
Son yıllarda Türk sineması artan bir ivmeyle gelişiyor,üretkenleşiyor.Bu çeşitlilikte ağzımızda farklı tatlar bırakan yapımlar geliyor,gidiyorlar.İşte incir reçelide ağızda kendine has tadını bırakan filmlerden.Sade,gösterişsiz bir biçimde söylemek istediğini söylüyor ve "yeterli" sıfatını kazanıyor.En önemliside cemiyete müzisyen-oyuncu kimliklerini aynı bünyede barındıran Sezai Paracıkoğlunu tanıtıyor:)Şahane bir performansla bizi selamlıyor aktör.Devamını ve kariyeri takibe alıyoruz,albümünü bekliyoruz...
puanım:
6/10

Esas kız:

Esas oğlanın filme ve Türk Sineması’na olan saygısından filme kazandırdığı “kendine has” niteliğini benim pek göremediğim, sıradan olarak nitelendirdiğim bir filmdi. Bir mesajı olan ve onu iletme çabasında olan bir film. Ve bu açıdan bakarsak çabası karşılıksız değil fakat beni büyüleyen bir film değildi. Üzgünüm aşkım:). Ama Sezai Paracıklıoğlu’nun keşfi konusunda sevdiğime katılıyorum. Türk sinemasına yakışan bir karakter, takdire şayan bir ses…

Puanım:

6.5/10

::sevgili günlük::

Teknik aksaklıklar nedeniyle ara verdiğimiz günlüğümüze dönüyoruz artık...:)

4 Mart 2011 Cuma

::sevgili günlük::

2 Mart 2011

Bugün bol bol vaktimiz olup da nasıl harcayacağımızı bilemediğimiz bir gündü. Bu boşluk hissi bile çok hoşumuza gitti zira böyle vakitler her zaman olmuyor ve çok değerli bizim için. Aşkımla kahvaltı yaptık, sokaklarda boş boş dolaştık, market gezip çocukluğumuzu tatmin edecek yiyecekler aldık ve daha önce hiç yapmadığımız bir şey yaptık. Eleştirilerini okumadan, hakkında tam bilgi sahibi olmadan bir filme girdik. (Böyle olunca film hakkında önyargılı olmcakmışız eleştirimiz daha sağlam olcakmış sevdiğime göre:) Film yorumunu yazmayı esas oğlana bırakıyorum ve bu güzel gün için aşkımıza teşekkür ediyorum..

::sevgili günlük:

1 mart 2011

Bugün berbat bir rüyayla ağlayarak uyandım. Bir rüya yüzünden bu kadar ağladığımı ve bu kadar kötü bir rüya gördüğümü hiç hatırlamıyorum. Bana sevdiğimin kıymetini bilmemi öneren bir rüya gibiydi. Anımızı küçük şeyler yüzünden boşa harcamamızı, en değerli ve önemli şeyin varlığımız olduğunu hatırlatan korkunç ama anlamlı bir rüyaydı... Seni tahmin edebileceğinin de ötesinde seviyorum tadm..



esas oğlan:
Bende belki de bu rüyayı görmen gerekiyordu diye düşünüyorum sevdiğim.Artık daha az tartışıyoruz ve daha çok bizli vaktimiz var...Kahvaltımızda çok güzeldi bu arada.Yaptığımız yerde bana yağmurlu bir gündeki başka bir buluşmamızı hatırlattı:D

24 Şubat 2011 Perşembe

::sevgili günlük::

Bu sabah hiç ummadığımız iki insandan ilginç bir mektup aldık. Şık kırmızı bir zarfın içide elyazısıyla yazılmış iki ayrı mektup... Biri bana biri sevdiğime. Hayatımızın en güzel sürpriziydi muhtemelen. Bizi hem hayata bağlayabilecek hem de geleceğimizin varlığından şüphe ettirmeyecek bir sürpriz.  O kadar güzeldi ki bu düşünceyi sergileyebilecek adama hayran oldum. O kadar muhteşemdi ki mektubu okuduğumda gözyaşlarımla hem mektubu yazan mucizevi adama hem de yanımdaki eşsiz insana aşık oldum. En ilginç ve en cezbedici yanı da kuşkusuz mektubun gelecekten gelmesiydi. Geleceğin bilgisayar kullanan toplumundan kendini soyutlamayı başarabilmiş elyazısı ve mektup kullanan insanlar da kuşkusuz biz olabilirdik. Evet mektubu gelecekteki bizden aldık. Bize gelecekten küçük küçük ama umut vaadeden haberler veren sonsuz bir zerafetle yazılmış eşsiz bir mektuptu. Her kelimesinde o büyük aşkı hissettim. Her cümlesinde yazarlığını geliştirerek devam eden sevdiğmin romantikliğinden etkilendim. Ve mektubu büyük bir heyecan ve mutlulukla okudum. 

Sevdiğim bugün çok güzel bir sürprizle geldi karşıma. Evet varlığı sürpriz onun ve her anımızı mucize hükmünde yaşıyoruz ama bu sefer geleceğimizin de mucizeviliğini gösterdi bana. Hem de muhteşem bir seri başlattı bir nevi. Bu verdiği en anlamlı hediyelerden biriydi. O kadar etkileyici ve güzeldi ki. Mektubu gerçekte gördüğü rüyadan etkilenerek yazması da heyecanını artırdı. Bir solukta ve titreyerek okudum. Teşekkürler askım... Hem bana verecek olduğun muhteşem gelecek hem de bu eşsiz sürpriz için... Seni seviyorum...



esas oğlan:
Mektubu hazırlamak tüm gecemi alsada esasında tesekkür etmen gereken adam ben değilim hayatım:)birkaç sene sonra ona bizzat edersin.seni çok seviyorum...

18 Şubat 2011 Cuma

Maroon 5-She Will Be Loved

Amerikalı müzik grubu Maroon 5 ile yeni tanıştım.Farklı bir tarzları ve hoş bir üslupları var.Günün şarkısı onlardan...

::sevgili günlük::

esas oğlan:

Güzel bir gün geçirdik bitanemle.Ani bir kararla haydi gel sana bir süprizim var dedi ve dondurma yemeye götürdü.Tadı damağımda bir gün geçirdim tadımla...

Esas kız:

Arkadaşlarımla geçirip esas oğlanı beklettiğim KIRK dakkayı telafi etmeliydim. Ve uzun zamandır yapmayı istediğmiz bir şeydi. Darısı baklava isteğiğmizin başına...

15 Şubat 2011 Salı

::sevgili günlük::



(en çok kepçeyi beğeniyorum)
Esas oğlan:

Sevgililer günü vesile olmasada ona denk gelen hediye verme günlerimizden birinde biricik aşkımdan aldığım hediyelerle kendimden geçtim yine:)Çocuk tarafıma hitap eden ve o yönümü sevdiğini,farkında olduğunu hissettiren çok güzel düşünülmüş bir hediyeydi.Aylar önce alışveriş yaparken aa bu ne güzelmiş dediğim bir oyuncağı almış bana.Tesekkürler bitanem...

Esas kız:

En sevdiğim yönlerinden birini görmezden gelemezdim..İçindeki çocuğu da seviyorum tadm. Hayalimdeki kepçe olmasa da idare eder demi?:)... Esas oğlan da benim için romantikliğini konuşturmuş yine. Birlikte yaşadığımız anıları somutlaştırmış ve bana hiç tahmin edemeyeceğim bir hediye verdi.. Seyrilik aşkımızı kanıtlarcasına klaket albümümüzün içine serpiştirilmiş anılar. Daha iyisini umamazdım. Gerçi geçirdiğimiz anıları düşününce ortaya hayli az fotoğraf çıkmış...Zira hep yediğimiz içtiğimizi çekmekten kendimize zaman kalmamış. Bundan sonra anımızı etiketlemenin yanısıra o anın mimarlarını da onore etmeyi unutmcağımızı umalım:) teşekkürler aşkım...