Esas oğlanın güllerini koymadan geçemedim:). Birinci resim beni kırdığı bir günün sabahında ezilmek pahasına yol ortasından kopardığı gül...:). İkincisi de anneler gününde yakınımızdaki tüm annelere aldığımız güller. (Esas oğlan bunları uzun zaman elinde taşıdı. Herkesin kendisine gül satıcısı gözüyle baktığını düşündü. Ve bir teyze annene mi aldın oğlum diyince yüzü güldü ancak:)
10 Temmuz 2011 Pazar
güller...
Esas oğlanın güllerini koymadan geçemedim:). Birinci resim beni kırdığı bir günün sabahında ezilmek pahasına yol ortasından kopardığı gül...:). İkincisi de anneler gününde yakınımızdaki tüm annelere aldığımız güller. (Esas oğlan bunları uzun zaman elinde taşıdı. Herkesin kendisine gül satıcısı gözüyle baktığını düşündü. Ve bir teyze annene mi aldın oğlum diyince yüzü güldü ancak:)
9 Temmuz 2011 Cumartesi
28 haziran...


Bugün benim doğumgünüm. Ayrıca sitemizin kullanıma girmesinin birinci yıldönümü:). Esas oğlan müthiş bir sürprizle karşıladı bugün beni. Bana iki kişilik bir parti hazırlamış. Yok yoktu. Her şey kusursuzdu. Doğumgünü pastam, pizza, doğumgünü notlarım, hediyelerim, süslemeler. Çok güzel bir gün yaşattı bana. Gün sonunda arkadaşlarımla buluşmaya da katılıp uzun zamandır kalıplaşmış bir kırgınlığı yok etti. Büyüleyiciydin tadım. Seni seviyorum...
bir eskişehir güncesi...
esas oğlan:
Hani bazı günler vardır.Sadece fotograf albümlerinden hatırlanır.Hakkında methiyeler düzülmez,adete sıradan geçen mutlu günlerimizin hatrına adeta zihinden bile itinayla uzak tutulur ya.İşte öyle bir deneyimdi bu eskişehir çıkartmamız.Her saniyesiyle olağanüstü bir güzellikte ve tekrar yaşanılasıydı.
Şah & Sultan
Super 8

Esas kız:
Fringe’imizin ve Lost’un özgün yönetmeni Abrahams’ın birbirimizden habersiz bir şekilde keşfettiğimiz, ilgiyle beklediğimiz, güzel bir sinema günümüze damgasını vuran bir filmdi. Zamanın bile lehimize aktığını hissettiğimiz, kendi akışında eşsiz bir günü kuvvetlendiren bir film… Yine sıra dışı bir senaryo ve ilginç karakterler. Güzel bir doku ve ilginç detaylar. Tombul sinema delisi küçük yönetmen kendisini yansıtması için özenle yerleştirilmiş hissi uyandırdı bizde. Bu filmle bir yere gelme veya kendini film sektöründe kanıtlama değil de sadece kendini, kişiliğini ve yönetmenlik macerasını ifade etme çabasıydı sanki. İzlemeye değer ve güzel bir filmdi. Sadece yönetmenin hatırına bile izlenir:)
Puanım:
7.7/10
Esas oğlan:
Sen bu işi öğreniyorsun esas hatun.Aklımdan geçen herşey mevcut yazında.sana 10 üzerinden 10,abrams a 7,5 :)
Kaybedenler Kulübü

Esas kız:
İşte Türk Sinemasının olması gereken yere yaklaştığı bir film diyebilirim. Özgün iki insanı anlatan özgün bir film... Tam esas oğlanın sevdiği boşvermişlik ve karamsarlık yapısında iki adam ve aynı dokuda ilginç bir film. Sevdiğimin benimsediği felsefe ve ben olmasaydım dönüşebileceği insan tipi:). Bu yüzden beni rahatsız eden bir tarafı vardı hep filmin ama genel anlamda sevdik, hoştu, umut vericiydi. Böyle açık fikirli filmleri yapılması ve sevilmesi de kaydadeğer bir gelişme :)
Puanım:
7.8/10
esas oğlan:
Bir organize işler,bir herşey güzel olacak,bir tabutta rövaşata ve bir kaybedenler kulübü.Konu yaşanmış ki bu yüzden de biraz daha özgün ve şahane.E daha ne olsun canım artık nejat işler mi olsun dercesine yapılmış cast tercihleri.Ayakta alkışlıyorum ve Türk Sineması ahanda o yöne koş diyorum...
puanım:
8/10
Çınar Ağacı

Esas kız:
Hakkında çok fazla bir şey bilmeden, sadece sinemaya gitme isteğimiz yüzünden girdiğimiz bir filmdi. Esas oğlan Türk Sineması hakkında ne kadar umutlu olsa ve desteklemeye çalışsa da ben bu konuda ona katılamıyorum maalesef. Hep basit senaryolar ve iddiasız yapımlarla çıkıyor karşıma. Tamam kabul edilir bir çaba var ama bence daha çok fırın ekmek yemesi lazım yönetmenlerimizin özgünlüğü ve sıra dışılığı yakalamaları için. Filme gelince, yine mesaj verme havasında bir filmdi. Mesajını aldık ve kabul de ettik ama beni çok etkileyen bir film değildi. Aynı tür filmlerle çok karşılaşmışım hissi uyandırdı izlerken. Ama esas oğlanı da kızdırmayarak yine de güzel çaba diyorum:).
Puanım:
7/10
esas oğlan:
Eee hatun king ne diyelim.Söylenmesi gerekenleri özetlemiş.Saygıyla eğiliyorum=)
puanım:
6/10
True Grit

Esas kız:
Büyük umutlarla başına geçtiğimiz fakat o kadar beklemeye değmeyen bir filmdi. Ben filmde istediğimi bulamadım. Senaryosuyla çok iddialı olmadığı belli. Başarılı tarihi dokusuyla mı yoksa Jeff Bridges’ın mükemmel oyunculuğuyla mı ortaya çıktığını bilmem ama ben bu filmden gerçekten daha fazlasını bekliyordum. Yine de bana o eski kovboy tarzını hatırlattığı ve esas oğlanla izlendiği için izlenmeye değerdi ve keyifliydi.
Puanım:
7.5/10
esas oğlan:
Film klasik kovboy filmlerinin hoş hafif baharatlı aromasıyla holyvudun klişe estantenelerinin hoş bir karışımı esasında.Biraz eastwoodun unforgivenını hatırlatsa da özgün bir yapım.Bu kadar ses getirmesinin sebebi şu formülle açıklanabilir.Coen biraderlerin etkin yönetimi üstüne jeff bridges in harikulade oyunculuğu filmi normal bir film statüsünden hızla yukarı çekiyor.Matt Damon,Josh Brolin gibi oyuncuların varlığıyla zenginleşen yapımın son sözünü de etkileyici bir performans sergileyen genç oyuncusu Hailee Steinfeld koyuyor.Ama yine de bize hitap etmiyor:)
puanım:
7,5/10
8 Temmuz 2011 Cuma
The Polar Express

Esas kız:
Animasyon olduğu için bir hevesle başladığım fakat aradığımı bulamadığım bir filmdi. Esas oğlanın da telkinleriyle tekniğini beğendik ve takdir ettik. Dokusu da hoştu fakat bizi tam anlamıyla yakalayamayan bir filmdi. Ama bir kez daha yabancıların kültürlerini koruma ve bunu çocuklarına aktarma azimlerine hayra oldum. Gerçekten iyi işler başarıyorlar. Biz reddetmeye çalıştıkça onların kabul ettiği kültür ve dinlerine ait olguları sinemalarını renklendirmiyor değil.:)
Puanım:
7.5/10
esas oğlan:
Bu animasyon pixarın bomba etkisiyle daldığı sektörde tek başına olmadığını kanıtlamak amacıylar warner bros tarafından dünyanın en iyi yönetmenlerinden birine hazırlattırıldı.Robert Zemeckis.Geleceğe dönüşlerin ve Forrest Gump ın yönetmeni.Başrolde çalışmayı çok sevdiği aktör arkadaşı Tom Hanks var.Netice de film teknik bakımdan o zamanın pixarını geçsede hikayelerinin büyüleyiciğinden yoksun olmakla bize pixarın sadece animasyon devi olmadığını kanıtlamış oldu:)
puanım:
7/10
The Dark Knight

Esas kız:
Esas oğlanın en sevdiği karakter Joker’in damgasını vurduğu eşsiz bir Cristopher Nolan filmi daha. Joker’in katlılarıyla ilk filmin etkileyiciliğini çok geride bırakan bir film. Sevdiğimle izlerken en çok keyif aldığım filmlerden biri. Olağanüstü oyunculuklarıyla filmi çok önlere taşıyan bir kurgu. Keşke ölmeseymiş dediğimiz mükemmel bir oyuncu. Müthiş bir seyirlik. Daha müthişlerini hep birlikte izlemek dileğiyle:). Önerene minnettarım…
Puanım:
8.8/10
esas oğlan:
İşte son 10 yılın sinema olaylarından birisi ve yine c.n.Artık dünyanın en iyilerinden biri ve en iyi filmi tartışmaya pek açık olmayacak bir şekilde gözlerimiz önünde.Kurgusuyla,yapısıyla ilgili sayısız olumlu eleştiri ve övgü düzebiliriz ama joker dediğimiz anda akan tüm sular duruyor.Heath Ledger.Onun gibisi gelemeyecek bir daha kuşkusuz ve bu film benim için onun anısı onun adı adeta.Ölümlü olanın o olduğunu ve can verdiği jokerin ölümsüz olduğunu bilmek acaba ona neler hissetiriyor diğer tarafta?
puanım:
10/10
Batman Begins

Esas kız:
Cristopher Nolan kuşağında esas oğlanın efsanevi filmi Batman’i bana sevdirme çabasıydı. Başardı da. Gerçekten muhteşem bir senaryo ve etkileyici bir kurgu. Kendisine hayran bırakan bir film. Christian Bale’in muhteşem oyunculuğuyla güçlenen fakat Bale’in Batman’in önüne geçemediği bir film. Ne denilir başka bilmiyorum ama esas övgüleri dizme işini esas oğlana bırakıyorum.:)
Puanım:
8.3/10
esas oğlan:
Batman esasında bizim kuşak için Tim Burton ve Michael Keaton demekti.Joker ise Jack Nicholson idi.Fakat George Clooney de fena değildi hani.Ta ki nolan bu işe de el atana değin.Şimdiye kadar olan tüm batman maceralarını silip gözümüzde olması gereken bu batman i yaratma çabası ile başladı ve batman başlıyor dedi bize.Tüm önyargılarımızı kırıp acaba nolan altından kalkabilecek mi bu maceranın dedğimiz kuruntularımızı dağıtıp batman budur dedi ve bizde eyvallah kardeşim dercesine kucakladık bu batmani.Sanki bale den başka batman,Michael Caine den başka alfred,Gary Oldman dan başka gordon olamaz gibi geldi.Saygıyla ve sevgiyle eğildik,jokeri beklemeye koyulduk...
puanım:
8,5/10
Inception

Esas kız:
Esas oğlanın bana Cristopher Nolan sevgisi aşılamaya çalıştığı ilk filmdi. Dört gözle beklediğimiz, hevesle gittiğimiz ve hayranlıkla izlediğimiz eşsiz bir film. Karmaşık kurgusuyla ilk dakikadan itibaren izleyicinin ilgisini yakalamayı başaran ve bu ilgiyi filmin sonuna kadar zorlanmadan koruyan bir film… Oyunculardan izler taşıyan ama oyunculukların fark edilir şekilde senaryonun önüne geçmediği bir film… Cristopher Nolanla tanıştığım ilk film fakat telepatiden ötürü yapmış yine yapacağını demekten alamadım kendimi. Ah bir de Akademi jürisinde aynı hisleri uyandırabilseydi… Gerçekten muhteşem bir seyirlikti sevdiğim. Minnettarım… :).
Puanım:
8.5/10
esas oğlan:
Artık büyük yönetmen dediğimizde aklımıza gelen ilk isimlerden olan genç yönetmen c.nolan ın harikalarından sonra gelen başyapıtı.Film birçok filmi hatırlatıyor ancak bir okadar da özgün.10 yıl önce perdede matrix i gördüğümüzde bu ne ulan ne yapmış adamlar dediğimizi hala hatırlıyorum ki gecen sene avatar ile bunu yaşadığımız iddaa edilmiş olsa da bence o senenin ve belki matrix e kadar geçen 10 senenin başyapıtı bu film olarak anılacak.Yeni olan birşeyleri yeni bir şekilde izleyebilmenin hazzını yaşatan yönetmene tesekkürler...
puanım:
9/10
Der Untergang

Esas kız:
Hitler’in hastalıklı psikolojisini gözler önüne seren, sıkıcı, fakat dönemi iyi yansıttığını düşündüğüm bir filmdi. Bir film olmaktan öte biyografik belgesel niteliğinde çekilmiş, bu yüzden de kayda değer, araştırma sürecinde izlenmesi gereken; fakat film keyfi yapma amacıyla başına geçilmemesi gereken bir seyirlikti.
Puanım:
7.5/10
esas oğlan:
Seyirliği ağır bir film harika bir belgesel:)esas kıza ödevinde yardmcı olması için izlemiştik.Bruno Ganz şiir gibi bir performans sergilemişti...
puanım:
7/10
The Pianist

Esas kız:
Holocaust araştırma sürecinde ilk izlediğimiz ve kuşkusuz en fazla etkilendiğimiz filmdi Pianist. O dönemin yaşanmışlığını, acılarını, haksızlıklarını en dramatik biçimde gözler önüne seren filmdi izlediklerimiz içinde. Çok başarılı bir film, çok başarılı bir oyunculuk… Bunda şüphesiz Roman Polanski’nin dönemin yaşayan şahitlerinden olmasının etkisi büyük. 20. Yüzyılda insanların bu kadar vahşileştiğini görmek ve o dönemin kurbanlarının günümüz soykırımcıları arasında olmaları çok acı…
Puanım:
8.5/10
esas oğlan:
Formunda bir Roman Polanski,harika bir Adrien Brody birleşince ortaya böyle bir yapım çıkmış haliyle.Şöyle geriye dönüp bakınca izlediğim ilk iyi filmin bu olduğunu hatırlatıyor zamandan geriye kalanlar bana.O yüzden objektif yaklaşamam bu yapıma:)saygıyla eğiliyorum ve en çokda insanın iliklerine kadar hissetirilen o uç duyguları aradığımı belirtmek istiyorum izlediğim filmlerde.Piyanist sayesinde...
puanım:
9/10
Schindler's List

Esas kız:
Dönem acılarını, her savaş dönemi bir kahraman gerektirir düsturuyla yansıtan bir film.:). Çarpıcı sahneler ve etkileyici oyunculuklarla sağlamlaştırılmış bir hikaye. Gerçekten izlenilesi bir film. Dönem filmi olması açısından detaylara önem veren ve ayrıntıları iyi yansıtan bir yapım. Etkilendim. Ama son sahnede kendime sormadan geçemedim. Acaba mezarına çiçek koyan kurtulmuş insanların, bir gün o vaat edilmiş topraklara sahip olmak uğruna, kendilerininkinden başka ırk ve din tanımayarak kendilerine yaşatılan acıların benzerlerini ve belki daha fazlasını başkalarına yaşatacaklarını bilseydi; Oscar Schindler mezarında mutlu ve umutlu bir şekilde uyuyabilir miydi…
Puanım:
8.2/10
esas oğlan:
Esas kızın bu muhtesem yorumu ve sonunda sorduğu etkileyici-gerekli sorunun üstüne ne denir ki?Sinemasal açıdan değerlendirecek olursak eğer,dört dörtlük bir dönem filmi cümlesi yeterli olur sanırım:)Ne söylemek istediğini,nerede duracağını ve ne şekilde söyleyeceğini bilen bir film ki zaten Steven Spielberg gibi bir ustadan daha azını beklemek haksızlık olur.Üzerine çok fazla şey söylenebilecek,farklı yönlerden sayfalarca hakkında yazılabilecek,sinema tarihinde kocaman bir yer işgal eden harika bir yapım tabiki de ama ben oyuncu seçimine bir parantez açmak isterim.Liam Neeson hiçbir zaman brad pittvari bir sükse yapmadı belki ama daima çok iyi oyuncu olmuştur ki bu film ile zirve noktasına erişmiştir bence.Ben Kingsley i hiç övmeye gerek yoktur heralde.Itzhak Stern karakterini üzerine bir elbise gibi giyişini gördükten sonra artık bir ustadır gözümde bu filmden sonra.Ralph Fiennes tekinsiz karakterlerin adamı bu filmdede döktürmekte her zamanki gibi ve bence filmin en iyisi...
puanım:
8,5/10
One Week

Esas kız:
Favori dizimiz Fringe’in esas oğlanı hatırına izlediğimiz basit ama keyifli sayılabilecek bir seyirlikti. Sevdiğimle yaptığımız eşsiz film günlerimizden birini ayırdığımız, biraz sıkıcı, biraz hüzünlü, bizim hayat felsefemizle örtüşmeyen fakat esas oğlanın motor tutkusunu kamçılamayı başaran bir filmdi.
Puanım:
7/10
esas oğlan:
Sinema zevki damağımda kendine has bir lezzet bırakabilen filmlerdendi.Buna rağmen mütevazı,yer yer sıkıcı bile olabilen bir dili vardı.Ancak Joshua Jackson abimizin peter dan başka bir adam olabileceğini görmek için bile katlanılırdı:)Birde o canım motor yok mu.e daha ne olsun...
puanım:
7/10
