28 Haziran 2010 Pazartesi
Doğum Günü Günlüğü

İyi ki doğdun tadım.İyi ki varsın. saat: 09:25
Uyanamadın daha:)doğum günümü unuttular mı acaba paniğine ben kapılıyorum senin yerine... saat: 10:15
Nihayet danışıklı sürprizimize doğru yolalmaktasın.Önce sana hazırladığım leziz kahvaltı var menüde:) 13:30
Çayları tazelemek bahanesiyle mutfağa kaçtım ve pastayı, mumlarını dikip tepsiye koyup geldim. 14:00
Herşey olması gerektiği gibi geçti.Esas kız bloga hasta oldu.Anlattıklarım ve anlatmadıklarımla beraber eşsiz bir gündü.Teşekürler tanrım.Teşekkürler aşkım...
12 Haziran 2010 Cumartesi
Garden State



"Kendi hallerinde filmler vardır.İddasız görünürler,büyük bütçeleri ve gişe kaygıları yoktur.Genelde bağımsız sinemanın şahaserleridirler.Ancak holvut yapımlarının arasındanda çıkabilirler.İşte öyle bir yapım.Sountrack ını çok övdüler.Ve yönetmeni aynı zamanda başrol oyuncusu olan ünlü dizi Scrubs tada başrol oynayan Zach Braff la tanışmak içinde sabırsızlanmaktayım.Haydi bakalım..."
yorumum:
Genç aktör-yönetmen Zach Braff ın özgün sinemasının harika özeti.Kendi hayatındanda imgesel yansımalar barındıran bir eve dönüş,ailesini ve en sonundada kendisini affediş hikayesi.İnsan olduğunu anlamayla,günümüz insanının mekaniksel tepkilerine sert göndermeler yapan yapım şüphesiz ki bir çok övgüyü hakederek aldı.Ama en çok hakettiğini düşündüğüm övgüler ise soundtrack ına.Özellikle shins grubunu keşfetmemi sağlayan o parçalara:)Film sonrasında yüksekçe bir yere çıkıp içinizdeki tüm kaygıları,endişeleri,21. yüzyıllı sorunlarını içinizde kopup gelen bir çığlıkla uzaklara püskürtme ihtiyacı hissediyorsunuz.Ve işte tam bu noktada bizler filme hayran kaldığımıza karar veriyoruz.Çünkü bizde bütün ironisiyle bu dünyanın içinde batıp kalmış yeni neslin gönülsüz parçalarıyız...
puanım:
7.5/10
yorumu:
Mükemmel değil ama hoş bir filmdi.Değişik hayatlar değşik insanlar yine.Çevirisi çok hatalıydı.sonuç olarak iyiydi...(kısa ve öz diyemeyeceğim baştan savma bu yorumun nedeni filmin atmosferinin,pürüssüzlüğüne ters düşen karanlık tarafı.benim ne psikopat bir pesimist olduğumdan haberdar olan esas kız,büyük çabalarla kurduğu bu dengeyi kısa süreliğine de olsa bozar diye korktuğundan sevemedi bu filmi:)
puanı:
7/10
9 Haziran 2010 Çarşamba
Fringe

Dahi J. J. Abrams ın projesi olan bilimkurgu dizisi "Fringe" 9 Eylül 2008 de başladı yayın hayatına.Her bölümüyle büyüyen hayran kitlesiyle lostun üzerine çıkan bir proje oldu.Üstelik "Lost" dan iyisini yapamaz dedikleri bir anda.Kısacası o meşhur markanın sloganı sinema dünyasında abrams a yakışır.O daha iyisini yapana kadar en iyisi bu:) 2.sezon finalini yaptık bugün esas kızla...
yorumum:
Harika ötesi bir dizi.Biraz x-files biraz csi tadı veriyor.Ama karışıma kendine özgü bir şeylerde ekleyip eşsiz bir tat çıkarıyor ortaya.Her şey var içinde.Bilimkurgu ögeleriyle desteklenmiş bilimsel hipotezler sahiciliği arttırmış.Karakterler tam oturmuş ve işte bu denilecek bir oyunculuk sergiliyorlar.Özellikle John Noble Walter karakteriyle gönüllerimizi fethediyor.Güncel detayların üzerine kurulmuş esprileri,Walter-peter üzerinden eşine rastlanmayacak baba-oğul ilişki-çatışmaları,olivia-peter ın dillenmeyen aşkı.Herşeyiyle dolu dolu bir dizi.Her bölüm birbirine benzer bir şekilde düğümlenip çözülsede her bölümde sürprizlerle dolu olmayı başarıyor.Kısacası Fringe bir numara...
puanım:
10/10
yorumu:
Bana bir diziden beklediğim herşeyi sunuyor.Polisiye,gerilim,gizem,bilim.Birçok olayda acaba? dedirtecek kadar inandırıcı,kendimizi sorgulatacak kadar gerçekci.Oyuncular çok iyi.Walter özellikle,adamın her halini gördük:)Bayılıyorum ona.Bir film mi fringe mi deseler fringe derdim.Hem filmin verebileceği şeyleri veriyor hem de bir solukta izleniyor.Kurgusu kaliteli,dokusu sağlam.Sıkılmadan izleniyor.
puanı:
9.5/10
6 Haziran 2010 Pazar
::sevgili günlük::
Orhan pamuk okuma maceramız yazarın dili muhalefetiyle yarıda kalmıştır.Şimdi birimizin okuyup diğerimizin okumadığı kitaplara yoğunlaşmaya karar verdik...:)
An Education

Remember Me faciasından sonra içeriğini bilmediğim bu filmi çekinerek izledim doğrusu.Neyse ki ilişki bizim formatımıza uymuyordu ve kötü sonda o kadar keskin değildi...
yorumum:
Güzel bir kurgu.Tilki misali yaklaşıyor filmin düğümü,hissediyorsun ancak farkettirmiyor kendini.Oyunculuklar başarılıydı,özellikle aşk kazığını yiyen karakterin tüm sıkıntısını her mimiğinden hissedebildiğimiz başrol Carey Mulligan.Keza Peter Sarsgaard da aynı incelikle oynamış rolünü.Dönem ingilizlerinin fransız düşkünlüğünü,ailevi takıntılarını,gençliğinin okul-özgürlük burhanlarını yi işlemiş ve en sonunda da dönüp dolaşıp "neden okunur?" sorusuna verdiği "istediğimiz yaşam için öncelikle okumalıyız" düsturunu beğendim...
puanım:
7/10
yorumu:
Yine dokusu yüzünden çöpe atamayacağım bir film.Tarihi hoş.Verdiği mesajda güzeldi.Hepsi bir anda olabilire(birilerine çok benziyor bu yaklaşım:))parasız hiç biri olmaz cevabı.Bunlar güzeldi ama onların anlayışı garip,hayatını devam ettirmeyeceği bir adamla yatıyor.Bence bu iğrenç...Ve mekan çekimleri genelde iç mekan:)kolaya kaçmışlar...
puanı:
6.5/10
3 Haziran 2010 Perşembe
Remember Me

Finallerimizin bittiği şu günü sinemayla şenlendirelim demiştik ancak...:)
yorumum:
Film ortalama bir depresif oğlan-hayat değiştiren hatun formatında ilerledi.Doyurucu bir romantizm sundu ve en sonda karşılaşacağımızı hissettiğim an geldi.Ancak beklemediğim bir ambalajda.Sonun kötü olduğunu bildim de şekli itibari ile ters köşeye yatırdı beni.Kötü sonlu olduğunu bilseydim götürmezdim esas kızı nitekim ne kadar etkilendiğinin farkındayım.
puanım:
6/10
yorumu:
Eskiden acıklı,duygusal film izlemek çok kolaydı.Gülerdim bile hatta...Şimdi hüngür hüngür ağlıyorum.İşimi zorlaştırdın...
puanı:
-
2 Haziran 2010 Çarşamba
::sevgili günlük::
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


